24 Temmuz 2017 Pazartesi


T U R İ Z M




YUNAN ADALARI GEZİMİZ  - 5 -



Burhan BURSALIOĞLU


MİKANOS
MİKANOS'TAN GÖRÜNTÜ


MİKANOS SOKAKLARI
Saat 18 de Mikanos'a vardık.  Otobüslerimize binerek park yerinde indik. Merkeze doğru, sahilden yürüyüşe geçtik.

Mikanos kayalıklı küçük bir ada. Ama, Yunan adaları içinde eğlencesi en bol olan ada. Dar sokakları, iç, içe geçmiş beyaz badanalı evler, her evin önünde atılmış masa, sandalye ve çalgıcılar, çengiler, hokkabazlar, palyaçolar, Mikanos'un eğlenceye ne kadar düşkün olduğunun örnekleri. Buna turistler de ayak uydurunca, Mikanos beynelmiler eğlence adası oluyor.
DEĞİRMENLER

DELOS APOLLO TAPINAĞI
Çılgınlar adası da diyebiliriz. Gemimizin akşam Mikanos'a varışının nedeni de eğlencelere katılmamız için miş.

 Adanın bir özelliği daha var. Pelikan kuşunun adanın maskotu oluşu. İlk gittiğimde set üstünde istirahat eden pelikanla pek çok turist fotoğraf çektirirken, bu gidişte  peliklan yerinde yoktu.
Sorduğumuzda, aldığımız cevap, "Pelikanın öldüğünü, onun yerine başka bir pelikanın alındığı ve onun da dolaştığı" şeklinde idi.
MİKANOS'UN SAHİL ŞERİDİ

Adaya has ada sembolleri satan pek çok  dükkan ve tepelerde  elektrik üreten rüzgar türbinleri dikkati çeken görüntülerdi.
SAHİLDE BİR KİLİSE
Mikanos'un ilginç tapınaklarından biri ve en önemlisi Delos Apollo Tapınağı.

Sahil şeridinde bol bol lokanta ve yiyecek dükkanları vardı. Saat 10 30 da otobüslere binerek gemimize çıktık ve 23, 30 da gezimize nokta koyarak, Kuşadasına doğru yol aldık.
Saat 07 de Kuşadasına yanaştık.

GEMİMİZ CELESTYAL CRUİSES

SONUÇ:

1- İki kez gittiğim Yunan adalarına, 3. kez de gidebilirim. En azından gemi yolculuğu hepsine değiyor. Müzik dinleyerek, uçsuz bucaksız masmavi denizi seyrediyorsun. Gökle denizin buluştuğu yere bazen giren büyük, küçük adalar görüyor, gece ise renkli renkli ışıklarla hayallere dalıyorsun.
Bursalıoğlı, Günay ve Güleç Aileleri yemekte

Alışkanlığın olmasa da, arada bir gazinoda , kumar makinelerin çıkardıkları tatlı sesleri ,birkaç avro karşılığı, düğmeye basarak dinlemek dahi insana zevk veriyor. Yetinmiyorsan, bir iki kadeh atmak için barın yüksek sandalyelerine ilişeceksin. Yeni insanlar ediniyor, tanışıyorsun. İlk kez gördüğün yerlerden zevk alıyorsun, muhakeme ediyorsun, karşılaştırıp yorum yapıyorsun. Gerektiği zamanlarda duygulanıyorsun.
ŞEF GARSON
2- Yunan halkı, her gittiğimiz yerde bizleri güler yüzle karşıladı. Yakınlık gösterdiler. Hiçte düşmanlık bakışlara rastlamadık. Aslında düşmanlık yapanlar, Yunan halkı değil, Yunan yönetiminde bulunan insanlardır. Halk Türkleri seviyor.
3- Gezdiğimiz her yerde, hiçbir genç kız, genç erkek ve yetişkin insanın elinde cep telefonu görmedim. Cep telefonları var ama, bizim gibi telefona düşkün olup , kafalarını ağaçlara çarpmıyorlar.
4- Sokak ve caddelerde bir izmarit, buruşturulmuş kağıt,peçete veya bir atık görmek imkansız. Bizde bir atasözü vardır, "Herkes evinin önünü süpürse, her yer temiz olur,çöpçülere ihtiyaç duyulmaz" denir. Galiba, Yunanlılar bunu uyguluyorlar.
MUSTAFA GÜLEÇ VE EŞİ İLE YEMEKTEYİZ.
ŞEVKET VE EŞİ YEMEKTE
5- Sokak ve caddelerde kalabalıklara rastlamadık. Kalabalıklığı yapan bizim gibi turistler oluyordu.
6- Trafikde de yoğunluk yoktu. Adalarda zaten trafik yönünden bir hareketlilik görünmüyordu.

 Ama Atina gibi bir başkentte trafiğin İstanbul gibi  olabileceğini zannederdim. Yanılmışım. Hiç de öyle değilmiş. Arabalar rahat, rahat aralıklı olarak akıyorlardı.
7- Gemide hizmet eden personel, genelde Asya ve uzak doğu ülkelerinden, eğitimli, güler yüzlü, kibar, saygılı, temiz ve çalışkan  insanlar.
Onlara teşekkür ediyorum.
MASALARIMIZA KONAN ÇİÇEK
8- Kısaca: Gördüğümüz ada,  kent ve tarihi mekanları zevkle gezdik ve bilgiler aldık. Sıkılmadık, pişmanlık duymadık.
Bu geziyi organize eden PRONTO'TOUR  Turizm acentesine teşekkür


ŞEF GÜLE GÜLE DİYOR.
ediyorum.


17 Temmuz 2017 Pazartesi

TURİZM





YUNAN  ADALARI  - 4  -


PİRE - ATİNA

Burhan BURSALIOĞLU

Sabah saat 06 da Pire limanına yanaştık. Gemimiz iskeleye yanaştığı için, kolayca gemiyi terkettik. 
Pire Akdeniz'in büyük limanlarından biri.

Bizim  gruba tahsis edilen 20 nolu otobüse binerek Atina'ya doğru hareket ettik. Sabah erken olduğu için sokaklar boştu. Tek tük insanlar  vardı. Yeşillikler ve evlerin arasından geçerek Atina'ya vardık.

Hedef, Atina'nın en yüksek tepesinde bulunan Akropolis di.
Otobüsümüz düz bir alanda diğer otobüslerin yanında  park etti. Oradan tepeye doğru yürümeye başladık. Giriş kapısında, gemide verilen biletleri damgalatarak alana girdik.
Ancak yaşlı ve yokuşu çıkmak istemeyen, yürümekte zorlananlar, gölgede ve  banklarda oturarak dinlenmeyi yeğlediler.
Tepeye,Akropolis'e çıktığımızda manzara enfesti. Bir daire düşünün, merkezi Akropolis, çemberin iç alanı Atina.
 Ne tarafa bakarsanız bakınız, kuş bakışı görebileceğiniz manzara Atina'nın devamı. Büyük bir kent.  
Akropolis, eski Yunanca " yüksek, yukarı şehir anlamına geliyormuş. Çok geniş bir alanı kaplıyor. Yunanlıların idari ve dini binaların bulunduğu bir alan.
Bu devasa binalar zamanla aşınmış ve dökülmüş olduğu için, bazıları onarım halindeydi. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen işçiler çalışıyorlardı. Yunanistan ekonomisinin  bozuk olmasına rağmen bu saray ve tapınakların onarımına para ayırabiliyorlar!

 MÖ beşinci yüzyılda, şehrin koruyucusu tanrıça Athena'nın evi "Yukarı şehir "denen bu tepeye yapılmış. Kentler güçlenip kuvvetlenince, koruma amaçlı olarak tapınaklar , 310 metre uzunluğunda, 140 metre genişliğindeki düzlüğe yapılması tercih edilip etrafı da surlarla çevrilmiş.

Daha sonra, buraya Parthenon, Erekhtheion, Nike tapınakları ve propyleia adlı giriş kapısı yapılmış.
Parthenon MÖ 447 de Perikles , heykeltraş Pheidias'i görevlendirdi. Pheidias 3 mimar arkadaşı ile işe başlayarak, Atina'nın en muhteşem mimarlık eserini oluşturmaya başladılar.

Boyu 75, eni 33, yüksekliği 21.5 metre olan  Parthenon 9 yılda bitirilerek MÖ 438 de açılmış.
Atina kralı Erekhtheion tarafından başlatılan ve kendi adını taşıyan Erekhtheion tapınağı MÖ  420 yılında yapımına başlanarak 27 yılda bitirilmiş. Kral kendisine ibadet için bir oda , diğer odaları da tanrı ve kahramanlar için ayırtmıştır.
Mike tapınağı MÖ 426 yılında yapımına başlatılan en küçük tapınaktır.
Bu tapınakta tanrıça  Athena'ın  heykeli bulunmaktadır.
Propyleai Akropolisin  tek giriş kapısıdır.  MÖ 437 de başlanıp MÖ 432 de bitirilmiş.
Bütün bu tapınaklarda kullanılan blok taşların her biri 4 ton ağırlığında MÖ beşinci yüzyılda 3 kilometre mesafedeki bir dağdan getirilmiş. 
Akropolisin dışında ise  tiyatro ve odeon bulunmaktadır. 
Tarihi bilgi olarak da Akropolis 1458 de Osmanlılar tarafından da zaptedilmiş. 

Bize verilen sürenin çoğunu Akropolisin  incelenmesi için geçirdik.  İşimiz bitince otobüslerimizin yanına doğru hareketlendik. Tepeye çıkamayıp aşağıda bekleyenleri de alarak otobüsümüze binip Atina içinde kısa bir mola verdik. İhtiyaç ve alışveriş molasından sonra tekrar Pire'ye gidip 11.30 da gemimiz  Mikanos adasına doğru hareket etti.

DEVAM EDECEK.
MİKANOS VE SONUÇ

12 Temmuz 2017 Çarşamba

TURİZM




YUNAN ADALARI GEZİMİZ   - 3 -


Burhan BURSALIOĞLU


SANTORİNİ

Gemimiz saat 16.30 da, Santorini'nin Büyük limanı açıklarında demirledi.

SANTORİNİ BURNU
SANTORİ'NİN BÜYÜK K,İLİSESİ
Santorini adasının iki limanı var. Limanın olmasına rağmen büyük gemiler iskeleye yanaşamıyor. Açıkta demirliyor. Motorlarla sahile çıktık. 

1500 yolcuya tahsis edilen onlarca otobüs hazır durumda idi.  Türk kafilesi rehberimizle birlikte otobüse binerek şehir merkezine doğru, deniz seviyesinden 300 metre yükseğe,  onlarca virajı geride bırakarak  tepeye çıktık ve oradan  FİRA merkezine doğru yol aldık.
SANTORİNİ
SANTORİNİ  KALESİ

Santorini adası MÖ. 1500 yıllarında   volkanık patlama  sonucu oluşan bir ada. 

Yunan'lılar volkanik kayaları delerek tunel açar gibi yer kazanıp oteller yapmışlar. Evler hep tepelerde, daracık sokaklar, birbirine girmiş balkon ve avlular. Evler arasında hemen hemen hiç boşluk yok. Çoğu tek katlı, en fazla iki katlı ve beyaz badanalı evler. 
GENEL GÖRÜNTÜ


Ada volkanik yapıya sahip olduğu için su bulunmuyor. Çevre adalardan motor ve sandallarla taşınan suyu kullanıyorlar. Sahilden evlere  eşeklerle sular naklediliyor. Onun için eşek onların kıymetli araçlarından. "EŞEK TAKSİLER" deniyor. 
İKİ KİLİSE

Santorini'de suyun olmamasına rağmen üzüm bağları yetiştiriciliği çok ilerde. Senede yüz bin şişe şarap üretiliyormuş.
Zemin  toprak değil. Bizim topuk taşı dediğimiz bir oluşum. Yağmur suyunu,sabahları oluşan çiğ ve krağı nemini uzun zamanlar muhafaza ettiği için bitkinin yetişmesine yardımcı oluyor.
GÖRÜNTÜ

BÖLÜKBAŞI İLE
 
4-5 sene önce Santoriniye gittiğimde, küçüklü büyüklü 300 tane kilise vardı. Bu gidişimizde kilise sayısı 360 şa çıktığını söylediler. Varlıklı insanlar bir kilise yapmak ve her yıl ihtiyaç ailelerine bir gün ziyafet vermek mecburiyetinde. 360 kilise sahibi yılda bir gün ziyafet verdiğine göre. yılın her günü bir kilise avlusunda ziyafet vardır demek.
Santorini'nin denize uzanan burnunda küçük de olsa bir kalesi var. Zamanında gözlem için ve deniz korsanlarından korunmak amacıyla yapılmış Bugün ise turistlerin uğrayıp fotoğraf çektikleri bir yer. 
SANTORİNİ'DEN

Santorini'nin bir başka özelliği de Avrupada evlenen çiftlerin Santorini'yi gelinlik kıyafetleriyle ziyaret etmeleri. Her gün birkaç gelin-damat görmek mümkünmüş.
SANTORİNİ'DEN
Fira ile küçük liman arasında ki 300 metre dik yokuşu inip, çıkmak için 2 vagonlu teleferik kullanılıyor. Orası çok dik olduğu için bazıları gözlerini kapatmak ihtiyacını duyuyor. 

Ayrıza 587 basamaklı merdivanler var. Çıkış zor ama teleferikten korkan veya imkanı olmayanlar merdiveni kullanıyorlar.
SANTORİNİ'NİN KÜÇÜK LİMANI

Fira'daki gezimiz bitince tekrar otobüslerimize binerek büyük limana değil, küçük limana inmek için teleferiğin başına gittik. Küçük limana inerek, motorlarla,  liman açıklarına gelen gemimize bindik.
Saat 21.30 da gemimiz Pire'ye doğru hareket etti.

DEVAM EDECEK
Gelecek yazı PİRE -ATİNA

7 Temmuz 2017 Cuma

TURİZM







YUNAN  ADALARINA  GEZİMİZ - 2-




Burhan   BURSALIOĞLU


PATMOS ADASI:

Gemimiz, Celestyal Cruises, 1500 yolcusuyla, 17 Haziran ,saat 13 de Kuşadası’ndan kalkarak,  saat: 16 da Patmos adasına yanaştı.
Limanda bizden başka 2 yolcu gemisi daha vardı.
PATNOS'A YANAŞIYORUZ.

Burada,Saint John Manastırı ve Apocalypse (Vahiy)  mağarasının görülmesi ve hacı olmaları maksadıyla Dünya’ın her tarafından, özellikle Ortodokslardan, zengin, yazar, sanatçı, aydın, din adamları ve yöneticiler gelmektedirler.
PATNOS'DA DEVASA BİR ÇİÇEK

PATNOS KALESİ
PATNOS'UN GENELİ
Saint John Manastırı, Chora üzerindeki bir tepede bulunmaktadır.  Etrafı yüksek duvarlarla çevrili ,kale görünümündedir. 
ŞEVKET GÜNAYLA PATNOS ÇARŞISINDA
Binalar iç içe ve beyaz badanalı. Bizim Bodrum gibi.Çok eski Gotik ve neoklasik özelliklerdeki binalar
PATNOSTA BİR SOKAK
bulunmaktadır. 

Aynı gün akşam gemimiz saat: 21 de Patmos’tan hareketle Girit adasına doğru yol 
almaya başladı.


GİRİT: 

GİRİT'İN GENEL GÖRÜNTÜSÜ


18 Haziran sabahı saat: 7 de  gemimiz Girit adası limanına yanaştı. Üçüncü grup olarak Türk kafilesi üçüncü sırada adaya çıktık. 
OSMANLILARDAN KALMA CAMİİ

Girit nüfus ve yüzölçümü  büyüklüğüne göre Akdenizin 5. Büyük adası.
GİRİT HARABELERİ
Girit’in Kandiye ve Hanya adlı iki büyük şehri bulunuyor.

Bu şehirler bize hiçte yabancı değiller. Tarih okuyanlar , Osmanlıların sürgüne gönderdikleri kişilerin bir kısmını bu kentlere gönderirlerdi.
VAİ PLAJI
DEVAMLI AKAN  HAVUZ

 
BİRSEN VE CANDAN DİNLENİYORLAR

Girit’in Osmanlılarda kaldığı , 1645 den, Girit’in bağımsızlığını kazandığı 1898 tarihine kadar geçen zaman içinde yapılan tarihi eserlerin bir kısmı hala muhafaza edilmektedir.  Girit 1913 de Yunanistan’a bağlanmış.
BÖLÜKBAŞI  İLE HAVUZ  YANINDA. BİRSEN
 VE MUSTAFA GÜLEÇ SEYREDİYOR

Girit, Dünyanın çok eski medeniyetlerinden Minoan uygarlığının da merkezi olmuştur.
Bize tahsis edilen otobüsle Knossos denen Minos uygarlığına başkent yapmış antik şehrin harabelerine çıktık.
HARABELERDE

 Bu harabelerin bir bölümü onarımda , bir bölümü, kısmen de olsa aşınmış, ama ayakta. Saraylar, kral, kraliçe odaları, salon, depo tiyatro sahneleri zamanında görev yapmışlar, şimdi ise turistlere görücülük yapmaktalar. Bu arada değişik bir zeytin türü ile dünyanın en yaşlı zeytin ağacını da gördük.
CANDAN VE BÖLÜKBAŞI HARABELERİ
DİKKATLE İZLİYORLAR

Kandiye’deki  Venedik kalesi zamanında gözlem kulesi olarak inşa edilmiş. Daha sonra genişletilerek bir kale haline getirilmiş. Kalenin  bugünkü hale getirilmesi için yeniden inşa edilmiş. Dış etkenlerden korunmak için de etrafı surlarla tamamen kapatılmış.
HARABELERDE

Girit’in önemli binalarından biri de  Kandiye kentinde bulunan  tarihi müzedir. 
HAVUZ BAŞINDA

Girit’in plajlarının da çok ünlü olduklarını dinledik. Özellikle Balos, Elafonissos, Vai,  Episkopi, Petres, Plakia ligres dikkat  çekici  plajlarındanmış.



PLAJ

Saat 11.30 da Girit’en ayrılan gemimiz, saat: 16.30 da Santorini açıklarında demirledi.


DEVAM EDECEK.

GELECEK YAZI  SANTORİNİ  ADASI.