10 Haziran 2009 Çarşamba

EĞİTİM



YANLIŞLIKLAR KENDİNİ GÖSTERMEYE BAŞLADI


Burhan Bursalıoğlu

Birkaç gün önce, Adana’da R.A. adlı bir kız, SBS sınavların girmesini engellemeye kalkan annesini, tabanca ile öldürdü..

Genelde veliler, çocuklarının sınavlara girmesini teşvik ederler. Onları motive ederler, moral verirler...Sınav salonlarının dışında, okul bahçesinde saatlerce beklerler. Neşeli veya üzüntülü çıkan çocuklarını bağırlarına basarlar. Heyecanla da,sonuçları günlerce beklerler.

41 yıllık, eğitim, öğretim görevim süresince, çocuğun gireceği sınava girmemeyi telkıin eden, bu nedenle baskı yapan herhangi bir veliye rastlamadım. Adana’daki olay her halde Dünya da ilk kez gerçekleşiyordur. Çok ilginç bir olay.

Peki, bugün , sınavlar neden problem oluyor, can yakıyor?

Bir defa, sınav sayısı pek çok. Gerek veli, gerekse çocuklar sınavların ciddiyetini kavrayamıyorlar. Sık olması nedeniyle gereksiz ve saçma buluyorlar. ÖSS, OKS, SBS sınavları bıktırıyor. Sınava girmek onlar için bir eğlence olabilir . Durumlarını tespit bakımından, araç olabilir. Mesele sınava hazırlanma sürecidir. Sınıf içi her dersten sınav olunuyor. Onun heyecanını çekiyor. Ama yukarıdaki ve ek sınavlara öğrenciler , bütün bir yıl hazırlanmak durumunda. İşte diğer neden. Öğrencilerin sınıflarda aldıkları bilgilerin yetersizliğine inanan veliler, çocuklarını dershanelere göndermektedirler.

Okullarda gördükleri konuların daha detaylısını ve tekrarını görmesi için dershanelere yönlendirilen ve “sınavların çocukların geleceğini tayin edeceği” telkinleriyle beyinleri yıkanan öğrenciler, dinlenme, eğlenme ve oyun zamanı bulamamaktalar. Çocukluk yaşlarını yaşayamamaktalar. Vücudumuzun ihtiyacı olan dinlenme gibi, beynimizin de dinlenmeye ihtiyacı olduğunu kulak arkası ediliyor. Okulda en az 5 saatini geçiren çocuk, diğer zamanlarını, oyunla, yüzmeyle,sporla, arkadaşlarıyla ve ailesiyle geçirmesi gerekmektedir. Aile bireyleriyle kaynaşmış, her biri ile aynı zaman süresi içinde birlikte olma fırsatı bulmalıdır. Okuldan çıkan öğrenci dinlenmeden dershaneye, oradan , yazılmış kayıt olmuşsa herhangi bir spora gidiyorsa, eve geç ve bitkin gelen bir öğrenci hangi aile bireyi ile senli-benli olacak, şaklaşacak, günlük geçmişini anlatacaktır? Yoğun bir biçimde geçen gün sonunda, çocuk, aynı şekilde geçeceğini bildiği ertesi gün için,isteksizce plan yapar.

Şimdi, bu çocuk, eğitimden, sınavdan zevk alabilir mi? Okumanın bir yarış olduğunu sezinleyen çocuk, okumanın amacından saptırılmış olmuyor mu? Çocuğun ruh , beden, kafa yapısı bozulmuyor mu? Dünya ve gelecek görüşü , yanlış yönlendirme ve uygulamalarla ,amaca aykırı olmuyor mu? Hepsi oluyor ve bunu da herkes biliyor. Başta Milli Eğitim yetkilileri çok iyi biliyorlar. Açtıkları sınavların çocuklara değil de dersanelere yaradıklarını bilmiyorlar mı? Okul idarecilerinin, okullarına kaydolan çocuklara dersane tavsiye ettiklerini Bakanlık yetkilileri bilmiyor mu? Kendi çabalarıyla, eğitimi ticaret aracı yaptıklarını bilmiyorlar mı?

Hani okumak ücretsizdi? Hani eğitimde eşitlik vardı? Hani herkese aynı şartlarla, aynı fırsatlarla eğitim serbestti? Hani Eğitim Öğretim “MİLLİ” idi.? Kaldı mı Millilik?. Her başa gelen kendi kafasına göre yönlendirme yapmıyor mu? Özel okullar, kurucularının kafa yapısına göre eğitim yaptırmıyor mu? Bu Millilik midir? Yaz-boz tahtası gibi, yönetmelikleri yasaları, sözüm ona “ iyileştirme” adı altında değiştirmiyorlar mı? Geliri iyi olan ailelerin çocukları, özel okullarda ve yurt dışında okutulmaları Milli midir? Eşitlik midir? Bedava mıdır? Saçma sapan konan sınavlar, insan ömrüne değer mi? Bir canın feda edilmesine değer mi. ? Adanalı 15 yaşındaki R.A. nın yetim kalmasına, hayatının sönmesine, toplumdan dışlanmasına, çocukluk çağını, kabus dolu bir geleceğe yönlendirilmesine değer mi?

Bu durum böyle devam ederse, sağlıklı bir nesil yetiştirmek hayal olur. Bu günlerimizi de arar duruma düşeriz. Adana olayı gibi ve benzer olaylar çoğalır ve ve bu Millet hiç de hak etmediği üzüntü yağmurunda ıslanır.

SONUÇ:

Yapılması gereken çareler elbette vardır.

1- Öncelikle, Millilik kazandıran sistem oluşturulmalıdır. . Buna uygun Milli konular tespit edilerek, her dereceli okullarda, okulun seviyesine göre uygulanmaya başlanmalıdır.

2- Tüm sınavlar kaldırılmalıdır. Çocuğa, çocukluğunu yaşama fırsatı verilmelidir.

3- Özel okullar kaldırılmalıdır. Kaldırılamıyorsa, alacakları öğrenciler sınavla değil, müracaatla ve velinin tercihi ile alınmalıdır.

4- Sadece 8. ve 12. sınıflara bitirme sınavları konmalıdır. Lise son yani 12. sınıf mezunları için “olgunluk sınavı” da konabilir.

5- Üniversiteye giriş sınavı hakkı iki olmalıdır.

6- Devlet okullarına kaliteli öğretmen yetiştirilmelidir. Öğretmen okulları yeniden açılmalıdır.

7- İmam Hatip Okulu kökenli, İlahiyat Fakültesinden mezun öğrenciler sadece Din

dersi öğretmeni olmalılar.

8- Veliler, çocuklarına, sınavın değil, bilginin geleceğe etkili olacağı telkininde bulunmalıdır.

9- Tüm dershaneler kaldırılmalı, yerlerine Mesleki Teknik Okullar açılmalıdır.

10- Özel okulların ve dershanelerin çoğalması, Devlet okullardaki kalitenin düşmesine sebep olduğu unutulmamalıdır.