2 Eylül 2010 Perşembe

GÜNCEL


T C
BAŞBAKANLIK
Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü

Sayı . B.02.0.PPG. 0 12 -010-069731                                                            12 .AĞU. 2010
   Konu: Devlet Dairelerinde
               Selamlaşma


D E V L E T   B A K A N L I Ğ I N A


İlgi:  12/7/2006  tarihli  ve  26226  sayılı  Resmi Gazete’de yayımlanmış bulunan
2006/18 sayılı genelge.

            Kamu binalarında çalışanların ve hizmet alanların birbirleri arasında beşeri münasebetlerinin başlangıcı olan  selamlaşma  5378  sayılı kanun ile hükme dayanılarak ilgi genelge ile de uygulamaya konulmuştu.
            12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan referandum öncesi  kamu oyunda yanlış anlamalara meydan verilmemesi ve vatandaşların tercihlerinin etkilenmemesi amacı ile ilgi genelgede belirtilen devlet dairelerinde selamlaşmaya ait hükümler iptal edilerek 13 Eylül 2010 tarihine kadar aşağıdaki düzenleme yapılmıştır.
            Kamu kurum ve kuruluşlarında gerek kamu çalışanları arasında; gerekse kamu çalışanları ile hizmet alıcılar arasında  “HAYIR lı işler”,  “ HAYIR li günler “  gibi
 selamlaşma kalıpları kullanılmamasına özen  gösterilecektir.

            Ülke gerekleri ve demokrasi ile seçim gerekleri göz önüne alınarak yapılan düzenlemenin ilgili hükümlerine uygun hareket edilmesi için  bakanlıklarca, yerel yönetimlerce, kamu kurum ve kuruluşlarınca  onuna kadar  bildirilmesi gereken önlemlerin alınması tebliğin çalışanların ve halkın görebileceği yerlere asılmasını önemle rica ederim..



İMZA

Recep Tayip  ERDOĞAN
Başbakan


NOT:  Genelge aynen alındığı için, cümle ve ifade düşüklüğü ile imla yanlışları  genelgenin aslına aittir.



            Yukarıda kopyası çıkarılan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı tarafından tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, hatta halka duyuru yapılsın diye,  gerekli yerlere asılması için “önemle rica edilen”  genelgenin içeriği, inanın içimi sızlattı.
Müslüman Türk Milletinin, her sabah, dost olsun, yabancı olsun, karşılaştıklarında söyledikleri ilk  sözler, “ hayırlı sabahlar, hayırlı pazarlar, hayırlı alışverişler, hayırlı günler, hayırlı işler” dir. Bir seçim nedeniyle,  yanlış anlamaya neden olmaması,  tercihlerde etkilenmemek için  “HAYIR” sözcüğünün  tüm ekleriyle birlikte söylenmemesi  yasaklanıyor.
Referandumda, eşitlik ilkeleri geçerli  değil midir?  HAYIR ın alternatifi  EVET  değil midir? EVET in söylenmesi neden yasaklanmıyor.?
Bir Devletin Başbakan’ının , evet iyle hayır ıyla  ülke yararına düşünülen  bir tercihin sonucuna etki edecek şekilde müdahale etmesi, Demokrasinin hangi gerekleri içindir?
Bu gün ,  halkının konuşma  aralarında kullanacağı  HAYIR sözcüğünü yasaklayan zihniyet, yarın  tüm imkanlara sahip olduğunda yapacağı dayatmaları hayal  dahi edemiyorum.
Çıkın meydanlara, ne değişecek, ne değişmeyecek, faydası nedir, zararı nedir diye halka anlatın ve halka da, kendi  iradesini kullanma fırsatı verin. Yasaklarla, baskılarla, dayatmalarla bu millet  belki aldanabilir ama asla kandırılamaz.
Bilerek bir yanlışlık yapılmıştır. Hükümet bu yanlışı düzeltmek mecburiyetindedir. Bu genelge geri çekilmelidir. Benim her sabah söylediğim HAYRLI SABAHLAR, HAYIRLI GÜNLER, HAYIRLI  İŞLER i hiç kimse yasaklayamaz!  Çünkü hiç kimsenin haddine değil.  Hele, hele Cumhuriyet ülkesinde, Demokrasinin uygulandığı ülkede, Atatürk’ün kurduğu bir ülkede  böyle bir yasak getiriliyorsa, o ülkede Cumhuriyetten, Demokrasiden söz edilemez. O ülkenin Atatürk tarafından kurulmuş olduğundan da şüphe edilir.
HERKESE HAYIRLI  YARINLAR

Burhan Bursalıoğlu

31 Ağustos 2010 Salı

G Ü N C E L




ANAYASA REFERANDUMUNA  NE  DİYORUZ?



Ulusal Sivil Toplu Kuruluşları Birliği,  İstanbul Barosu  Başkanlığının çalışmasından yararlanılarak  hazırlanmıştır

T.C. ANAYASASI

ANAYASA  BİR  TOPLUM  SÖZLEŞMESİDİR
BİR TOPLUM SÖZLEŞMESİ OLAN  Anayasa değişikliği için olmazsa olmaz olan asgari uzlaşma ortamı sağlanmamıştır.

UZLAŞMA  YOK

İktidar partisi

ANAYASAL  GELENEKLERE

Aykırı  davranmıştır

Bu süreç
KATILIMCILIKTAN
ÇOĞULCULUKTAN
Uzak ve diğer siyasi partilere
Sivil toplum örgütlerine,
Mesleo odalarına kısaca

ULUSUMUZA DAYATMAYA
Dönüşmüştür.


Bu girişimin  İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ, ÖZEL HAYATIN  GİZLİLİĞİ ve ADİL YARGILANMA HAKKI
Gibi en temel hak ve güvencelerin  ihlal edildiği bir iktidar döneminde başlatılmış olması
Kaygılarımızı daha da artırmaktadır

?       ?      ?

TÜRKİYE’DE YARGI BAĞIMSIZLIĞINI GÜÇLENDİRMEK YÖNÜNDE KÖKLÜ REFORMLARA GEREKSİNİM  varken, sadece HSYK  ve  ANAYASA MAHKEMESİ gibi yargının üst kurumlarında yapısal değişikliğe gitmenin bir yargı reformu olarak tanımlanması olanaksızdır.
Siyasi iktidar, özellikle son yıllarda
YARGI BAĞIMSIZLIĞI, KUVVETLER  AYRILIĞI
Ve
HUKUK  DEVLETİ
İlkeleri ile
Bağdaşmayan bir tavır içindedir.
Siyasi iktidarın

YARGIYI KUŞATTIĞI
Ve
Adalet Bakanlığının HSYK  çalişmalarını
Bilinçli olarak engellediği
Kamu oyunca endişeyle izlenmektedir.
İktidar partisince dayatılan Anayasa değişikliğinin  amacı   kendisine ayakbağı olarak gördüğünü ifade ettiği Yüksek Yargı Organlarını tasfiye etmek ve
İKTİDARA BAĞLI BİR YARGI
Yaratmaktır.

Anayasa değişikliği,
Kuvvetler ayrılığı,
Yargı bağımsızlığı ve
Anayasa’nın 2. maddesindeki
CUMHURİYET’İN değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez” niteliklerinden olan
HUKUK DEVLETİ İLKESİ  ile
Bağdaşmamaktadır.
Yapılmak istenen
CUMHURİYET’İN TEMEL  NİTELİKLERİNİ
ORTADAN  KALDIRARAK VE ÜLKEYİ
OTORİTER BİR YÖNETİM BİÇİMİNE GÖTÜRECEK OLAN
BİR REJİM
DEĞİŞİKLİĞİDİR.


Dayatılan ANTİDEMOKRATİK UYGULAMALAR KURUMLAŞTIRILMAK İSTENMEKTEDİR.
Ancak bu rejimin adı
DEMOKRASİ OLMAYACAKTIR.
Siyasi iktidar,
Anayasa değişikliği paketi ile
KUVVETLER AYRILIĞI
Sisteminde
KUVVETLER BİRLİĞİ SİSTEMİNE
Geçişi  amaçlanmaktadır.

Böylece bağımsız olması gereken  YARGI, Yasamanın ve yürütmenin, dolayisiyle, SİYASAL İKTİDARIN  denetimine ve güdümüne girecektir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin HUKUK DEVLETİ olma niteliği ortadan kalkacaktır.
 SONUÇ OLARAK
KATILIMCI VE ÇOĞULCU BİR SÜREÇ İÇİNDE GELİŞMEYEN  temel bir  UZLAŞMAYA DAYANMAYAN  ve bu nedenle
MİLLİ İRADEYİ YANSITMAYAN
böyle bir  Anayasa değişikliğinin v e bunuın bir bütün olarak halk oylamasına sunulmasının  12  Eylül Anayasası’nın hazırlanma ve kabul sürecinden  hiçbir farkı yoktur.

Bu şekilde yapılmak istenen bir halkoylaması süreci, gerçek anlamda halkın görüşünün sorulması değil,
Tıpkı 12 Eylül Anayasası gibi bir dayatma ve aldatmaca olacaktır.

SİYASİ  İKTİDAR

1-      ÖZGÜRLÜKLER VE HAKLAR ÜLKESİ YARATMAK İÇİN DEĞİL,  iktidarını daha da güçlendirmek,
2-       YARGI ERKİNİ VESAYET ALTINA ALMAK
3-      .ANTİ DEMOKRATİK ve  BASKICI BİR DÜZEN KURMAK
İstediği için değişiklik istemektedir.

SON  SÖZ

BU DEĞİŞİKLİĞİN GERÇEKLEŞMESİ DURUMUNDA, NE ANAYASA NIN RUIHU ve NE DE DEMOKRASİNİN ADI KALACAKTIR.

Bu TEHLİKELİ GİDİŞE
DUR DEMEK VE yapılmak istenenlerin  KARŞISINDA OLMAK, SAĞDUYULU VE  ÜLKESİNİ SEVEN HER VATANDAŞIN GÖREVİDİR.

ANAYASA  REFERANDUMUNDA  OYUMUZ


H A Y I R
olacaktır