2 Kasım 2009 Pazartesi

GÜNCEL









Konu: Mezarına bir tas suyu Dökenin de, anasını, avradını…(alıntı)

Bu memleket için göğüslerini siper eden gazilere, 65 yaş üstü maaş alan yaşlılara, ve şehit eşlerinin aldığı maaşlara zam yapıldı.
Yapılan son zamlarla birlikte 65 yaş maaşına 2, Şehit Ailelerine 6, gazi maaşlarına ise sadece 8 lira zam geldi.

Gaziler ile vatani hizmet tertibinden aylık alanlar ve muhtaç, güçsüz ve kimsesiz vatandaşlara ödenen 65 yaş aylığında maaş göstergeleri yeni yılda da değişmeyecek. Buna göre, gaziler, vatani hizmet tertibi ve 65 yaş aylığı alanların maaşları, maaş katsayılarına paralel 1 Ocak'ta yüzde 2,5 oranında artacak.

Aşağıda Hükümetin çoook büyük ve yüksek olarak ödediği maaş listesi görülmektedir...

MAAŞ GRUPLARI MEVCUT MAAŞ OCAK 2010 MAAŞI
Gaziler 327,8 TL 336,0 TL
Dul eşleri 245,9 TL 252,0 TL
Vatani hizmet-tertibi kendileri 327,8 TL 336,0 TL
Vatani hizmet-dul eşler 262,3 TL 268,8 TL
Vatani hizmet-diğer yakınlar 182,4 TL 187,0 TL
65 yaş aylığı alanlar 90,3 TL 92,6 TL

Bu çerçevede, İstiklal Savaşı, Kore ve Kıbrıs Gazilerinin halen 327,8 lira olan aylık maaşı, 1 Ocak'ta 336 liraya çıkacak. Vatan için şehit olan Mehmetçiklerin dul eşlerine de yeni yılda 252 lira aylık ödenecek.

Vergi iadesi yerine getirilen ek ödeme ile birlikte gazi maaşı 352,8 liraya, dul eşin maaşı ise 264,6 liraya yükselecek.

Eveeeet…. Şimdi gelelim bu zamları uygun gören milletin vekilleri olması gerekir iken kendilerinin vekilleri olan ve milletin menfaatlerini ön plana almaları lazım ilen kendi şahsı ve çıkarlarını ön plana alan vekillerin maaş durumuna bir göz atalım.(Aşağıdaki maaşlar bugünün para birimi üzerindendir.)

2002 seçimlerinden önce milletvekillerinin maaşları 2.250.-TL idi. Seçimlerden sonra bir hokus fokus, maaşlar birden bire 4.600.-TL oluverdi.(Yani bir gece de).

Peki bu bir gecelik artış memurlara yansıdı mı? Yansıdı. Ne kadar yansıdı? 550.-TL olan maaşlar 613.-TL’ye yükseldi.

Gelelim günümüze;
Önce memur maaşlarına göz atalım isterseniz. 2009 yılı memur maaşları ortalama olarak 1.118.-TL’dir.

Peki, milletin menfaatlerini ön plana almaları gereken vekillerin 2009 yılı maaşları ne kadar biliyor musunuz? Özlük hakları hariç 9.895.-TL…

Aldıkları maaşın bu kadar olduğunu sanıyorsanız yanıldınız. Yasa gereği 3,5 yılı milletvekili olarak tamamlayan her milletvekili emekli sayılmaktadır.(Bizler emekli olmak için 65 yaşına kadar çalışalım..)
M
illetin menfaatlerini ön plana almaları lazım ilen kendi şahsı ve çıkarlarını ön plana alarak 3,5 yılını dolduran her milletvekili her ay 4.656.-TL emekli maaşı almaktadır.

Benim işçi ve memurum 65 yaşına kadar 30- 40 yıl çalışacak ve emekli olacak, her ay emekli maaşı olarak 600-700 .-TL alacak…..(İçinizden hükümete ettiğiniz dualara..!! aynen katılıyorum.)

Neyse konumuza dönelim.

Milletin diyemiyorum kendilerinin vekilleri olan bu vekiller her ay 9.895.-TL + 4.656.-TL olmak üzere toplam http://www.facebook.com/l/9b901;14.531.-TL maaş almaktadırlar. (Normal maaşlarındaki özlük hakları hariç)..

Evet, ne diyorduk;
" Bu memleket için göğüslerini siper eden gazilere, 65 yaş üstü maaş alan yaşlılara, ve şehit eşlerinin aldığı maaşlara zam yapıldı.

Yapılan son zamlarla birlikte 65 yaş maaşına 2, Şehit Ailelerine 6, gazi maaşlarına ise sadece 8 lira zam geldi……"

Bu yazıyı yazarken Rahmetli Cem Karaca’dan bir şarkı dinliyordum…
“Münkir münafığın soyu,
Yıktı harap etti köyü,
Mezarına bir tas suyu,
Dökenin de, anasını, avradını……”

GÜNCEL


...Sonbahar yada Son(bir)bahar...


Daha yeni alışmaya başlamıştık. Derken yaz günleri de alıp başını gitti, başka diyarlara… Hiç beklemediğimiz bir anda geliverdi sonbahar. Hazırlıksız yakaladı bizi.

Şimdilerde tatlı bir telaş var tabiatta. Ufka doğru uzanan dağların beti benzi solmakta. Rüzgârlar keskin ve sert. Deniz kokuları getirmekte boğazdan.

Gözlerimiz o rengârenk çiçekleri aramaya başladı bile.

Her gün eskittiğimiz sokaklarda erguvanlara hasretimiz arttı.

O ruhumuzu okşayan, bize hüznü fısıldayan erguvanlara…

Bir ömrün baharında işte sonbahar.

Gördüğümüz her şey kızıl renklere bürünmüş bir tabloyu andırıyor.

Yahya Kemal’in dediği gibi
‘Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ’.

Yurdundan yuvasından ayrılmış gibi ana kucağı dallardan düşen yapraklar.

Biraz dikkat kesilsek sessiz çığlıklarını duyar gibi oluruz yaprakların.

Kimsesiz çocuklar gibi kalakalmışlardır sokak ortasında…

Ateş düşmüş gibidir titreyen yüreğimize.

Her bir yaprak ilk ve son defa sonbaharını yaşıyor. Bir bozkır yalnızlığı vardır bu demde. Hüzünlüdür sonbahar…

Dışarıda sonbahar ve içimizde son (bir)baharı düşleyen yüreğimiz

Bu hazan şöleninde ruhumuz sükûtu örerken şöyle denize nazır bir yerden tefekküre dalmak isteriz. Bir eylül seherinde ya da akşamın alacakaranlığında gözlerimize takılan ne varsa alır götürür bizi uzaklara… Ömür sonsuza akıp duran bir nehir..

Çoğu kez hicran çoğu kez hasrettir hazana teslim günler.

Yüreğimizi sarsar ansızın gelen yalnızlıklar.

Avare düşlerimiz ışığını arar.

Biraz da ihtiyarlığı hatırlatır bizlere sonbahar.

Bazen hafif hafif çiseleyen yağmurlara eşlik eder gözlerimiz.

İnkisara uğrayan hayallerimizi düşünürüz. Düşünür de visal iklimine yol almaya çalışırız.

Bugünler de geçecek. Bunca hazırlık son (bir) baharda açacak çiçeklerin resmigeçidi için. Der demez ücretini peşin almışçasına kalbimizde üns esintileri esmeye başlar.

Sükûn ah evet sükûn… Serviliklerde, yolda, evde, sükûn her yerde.

Tıpkı mevsimler gibi bir gün ömrün de sonbaharı geliverir.

İnsan kuruyan ağaçları gördükçe bir bir hatırlar geçmiş zamanlardaki sonbaharlarını.

Bir defne dalı olur yeşil renkli ve canlı kalmak ister ruhumuz.

Gençlik yıllarında esen meltemler yerini çoktan poyrazlara bırakmıştır.

Hazanla düşen yapraklara daha yakın hissederiz kendimizi.

Tıpkı ağaçlar gibi yalnızlığı yaşarız en derin biçimde.

Işık huzmeleri ruhumuza hiç uğramamışsa ecel terleri döktürür bizlere

Nedense gönül hep son(bir) baharı yaşamak ister. Huzurlu bir hayat, rengarenk güzellikler, kuş cıvıltıları, ırmak çağıltıları.. Fakat yoktur artık taze bir bahardaki koyun-kuzu meleyişleri, o temaşasına doyulmayan manzaralar.. Artık her ses inleyen bir nağme. Her manzara bir hüzün bestesi..

Bir an için şair gibi ‘Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz / Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç’ akıldan geçse de yüreği şahlananlar sonbahar mı dinler?

Hem bize de ne oluyor ki sonbahardan şikayet edelim?...

Kışta gelip zemini hazır edenlerin ahdine vefasızlık olmaz mı?

Öyle diyordu “asrın beyin yapıcısı” soylu bir katran ağacının üzerinden Cennet-asa bir baharı müjdelerken.

Mevsim sonbahar; şimdi terhis zamanı..

Hangi daldaki hangi yaprak daha önce düşecek toprağın kucağına kimse bilemez.

Belki de hep beklemekteler toprağa vuslat anını.

Bir gün bizler de gideceğiz sonsuz vuslat için son(bir) baharda.

Gecelerin ardından gündüzlerin gelmesi gibi..

Hafif bir rüzgar bizi de ayıracak bedenimizden. Umurunda mı olacak sanki dünyanın.

Olsun varsın.

Ümit yıldızları sönmedikçe kurur mu yapraklarımız. Çekilir yol verirler son(bir) bahara..

Şimdilerde her sonbaharda yepyeni ve ter ü taze son( bir) bahara ne çok ihtiyacımız olduğunu bir kez daha hatırlarız. Ne çok muhtacız ömrün son demlerinde zülüflerini taradığımız gecelere.. ümitle tüllenen ufuklara.. ve yepyeni son(bir) bahara..

UNUTULMAYACAK GÜNLERİMİZDEN

ATAMIZIN 79. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ Burhan Bursalıoğlu Büyük kurtarıcı ve Cumhuriyetimizin kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sağl...