30 Nisan 2011 Cumartesi

GÜNCEL

NİÇİN 1 MAYIS  ?

Burhan  Bursalıoğlu 
 
Bugün , Uluslararası işçi bayramını bir kez daha kutlayacağız. Bayram niteliği taşıması gereken 1 Mayıs gündeme düştüğü zaman içimde  bir  burukluk hissederim. Bizde işçi bayramı olarak kutlanırken, işçilerin hakları dile getirilirken, çalışma ve ücret konularını davul zurna eşliğinde, halay çekerek, her atılan adımın bir sorunu temsil ederek halka kendini tanıtırken, hangi zihniyetin temsilcisi olduğu bilinmeyen bazı güç temsilcilerinin, sopalı, silahlı saldırısına maruz kalmaktadır. . İnsanlar ölmüştür.  Genelde, Taksim Meydanında yapılan  şenlikte Taksim alanı kanla sulanmıştır. Hain odaklar çocuk, genç, yaşlı ayırmamıştır. Ne yazık ki,  1 Mayıs 1977 de öldürülen 37 kişinin arasında, İzmit te  öğretmenlik yapan  sınıf arkadaşım da  vardı. Onun için her 1 Mayıslar gelince bir tedirginlik ve burukluk hissederim.


Nedir 1 Mayıs ?

19. yüzyılda, Avrupa ve Amerika'daki işçiler, çok kötü koşullar altında  çalışıyorlardı. Her çareye başvuruyor, yaşadıkları koşulları değiştirmek üzere, ücret ve çalışma saatlarının 8 saata indirilmesi için, bir çok grev ve direniş gerçekleştiriyorlardı. Üstüne üstlük, Amerikan ekonomisinin 1860'lı yıllardan itibaren büyük sorunlar içine girmesiyle işverenler 1874 yılında dört eyalette birden ücretlerin düşürülmesine karar verdiler.
 Ocak 1874 tarihinde, işçilerin  düzenledikleri kitlesel bir toplantı, polis tarafından bastırıldı. Bir çok işçi yaralandı ve tutuklandı.

Bir müddet  sonra  aynı amaçla  Pensilvanya'da kömür işçileri  toplandı.  Yine aynı kafa, aynı beyin ve aynı düşüncede olanlar  direnişi  kanlı bir biçimde kırdılar. 10 işçi lideri asıldı, 14'ü zindanlara atıldı.

1877 yılında bütün baskılara rağmen 8 saatlik işgünü isteyen ve ücretlerinin düşürülmesini protesto eden işçiler eylemlerini doruğa ulaştırdı. Bu eylemlerde demiryolu işçileri 12 ölü verdi. 1877 direnişi de kanlı biçimde sona erdi. Ama işçi sınıfı örgütlenmesini sürdürdü.

1 Mayıs 1886 günü Amerikan işçileri genel greve çıktı. 80 bin işçi sekiz saatlik işgünü için direnişe geçti. 3 Mayıs'ta Chicago'da direnişçi işçilerin üzerine ateş açıldı. Yüzlerce işçi çoluk çocuk demeden vuruldu, bir çoğu hapse atıldı.


Olayı protesto eden işçiler, ertesi gün yeniden alanlardaydı. Kalabalık dağılırken bir kışkırtıcının attığı bomba ortalığı karıştırdı. Bunun üzerine polisler gösterilere katılanlara karşı silah kullandı. Olaylar sonunda dört işçi önderi idam edildi.

1888 Aralık'ında toplanan Amerikan İşçi Federasyonu 8 saatlik işgünü elde edilinceye kadar, her yıl 1 Mayıs'ta kitle gösterileri düzenleme kararı aldı. Aynı aylarda birbirinden habersiz olarak Fransız ve Belçika İşçi Sendikaları Konfederasyonları sekiz saatlik işgünü için mücadele kararı alıyordu.

14-21 Temmuz 1889'da Paris kongresi ile kuruluşu gerçekleştirilen 2. Enternasyonal, 1 Mayıs'ı işçi sınıfının uluslararası birlik ve dayanışma günü ilan etti.

1890 yılından sonra 1 Mayıs'lar bütün ülkelerde uluslararası işçi bayramı olarak  kutlanmakta ve  1 Mayıs genel tatil olarak kabul edilmiştir. 29 yıl sonra,  1919 da, Uluslararası Çalışma Örgütü, (ILO) kuruluş kongresinde 8 saatlik işgünü nü de  kabul etti.


ÜLKEMİZDE 1 MAYIS KUTLAMALARI

Ülkemizde ilk 1 Mayıs kutlamaları 1906 yılında yapıldı. 1 Mayıs son yıllara kadar hemen hemen her dönem "komünistlik"le eş anlamlı görüldü ve çoğunlukla yasaklandı veya olaylı geçti. Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk 1 Mayıs, II. Meşrutiyet'in ilanından bir yıl sonra, 1909'da Üsküp'te Bulgar, Sırp ve Türk işçilerin katılımıyla kutlandı. 1910'da 1 Mayıs, Selanik ve başta birkaç Rumeli şehrinde,  1911'de, Üsküp, Selanik, İstanbul Edirne ve Trakya şehirlerinde kutlandı. Selanik'teki gösteriye 14'ten fazla sendika, Yahudi, Bulgar, Yunanlı ve Türk işçiler katıldı. Yük arabası sürücüleri, mavnacılar, liman ve yükleme-boşaltma işçileri iş bıraktı. 1912 yıllarında 1 Mayıs'ın daha geniş katılımlarla kutlandı. 1920, 1921, 1922 ve 1924 yıllarında İstanbul ve değişik bölgelerimizde de 1 Mayıs kutlamaları yapıldı.



İkinci dünya savaşından sonra ülkemizde sendikacılık hareketinin yeniden gelişmesi ve özellikle Uluslararası sendikacılık hareketi ile tanışmasıyla birlikte, 1 Mayıs'ın işçi sınıfının birlik ve Uluslararası dayanışma günü olduğu anlaşılmaya başlandı.

1960'lı yıllarda işçi sınıfı çeşitli nedenlerle bölünmüş durumdaydı. 1967 yılında DİSK kuruldu. 1976 yılında DİSK'in öncülüğünde 1 Mayıs İstanbul Taksim meydanında yüz binlerin katılımı ile kutlandı. Bu kutlamadan, İşçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma bilincinin ulaştığı boyutlardan rahatsız olan sermaye çevreleri 1 Mayıs 1977 yılı 1 Mayıs’ında artık "1 Mayıs Alanı" olarak anılmaya başlayan Taksim Meydanı’nda, yüz binlerce işçinin katıldığı kutlamayı kana buladılar. Bilinen  katliam yaşandı.. Bu katliama karşı işçi sınıfımız 1978 1 Mayıs'ın da yine 1 Mayıs Alanındaydı. Daha sonra, sıkıyönetim ve ağır baskılar altında 1 Mayıs çeşitli illerde  guruplarca   kutlandı. 1992 yılında ise TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK ‘in katılımıyla 1 Mayıs'ı alanlarda birlikte coşkuyla kutlandı.
2010 yılında, yine Taksim meydanında, yüz binlerce işçi  ve halkın katılımıyla kutlanan  1 Mayıs olaysız ve örnek teşkil edecek bir  olgunlukta  geçti.  2011 in bu günü  olan 1 Mayıs kutlamalarının da aynı coşkuyla kutlanacağına emin olarak, 1 Mayıs'ın "Komünist bayramı" olduğunu  ileri süren  sermaye sahiplerinin işçiyi bölme çabalarına  alet olmayacaklarına  da  inanıyorum,
Her alandaki Türk işçisinin  “1 Mayıs İşçi Bayramı “ kutlu olsun.

25 Nisan 2011 Pazartesi

KÜLTÜRÜMÜZDEKİ İNANÇLAR


EN ACAİP BATIL  İNANIŞLAR

 Burhan Bursalıoğlu

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye'de yaygın olan batıl inanışları kendi internet sitesinde derledi. Yüzyıllardır süregelen batıl inançlar hayatın her noktasında etkisini gösteriyor.
Bakanlığın internet sitesindeki açıklamada, batıl inanışların ilk insanın var oluşundan günümüze kadar sürüp geldiği bildirildi. Çoğunun bilimsellikle, akılla, çağdaşlıkla ve dinsel inançla bir ilgisi olmadığı belirtilen incelemede, bu tür inanışların ne yazık ki insan oğlunun gönlünden, beyninden, vicdanından sökülüp atılamadığı vurgulandı.
İşte Türklere ait bazı batıl inançlar...


1-Ayakkabının ters gelmesi hastalığa işarettir.’ Ocak ayının birinci günü görülen kimse sana iyi gelirse o yıl yaşarsın, iyi gelmezse hasta olursun. Cuma günü ana rahmine düşen çocuk bilgili olur. Pazartesi başlanan işler ağır gider.

2-Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur. Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez.
Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içerisinde  ve bereketli olur.Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur. Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz.

3-Yarım çay içen kadın dul kalır. Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer. Ava giden kişinin arkasından karısı süpürge atar.

4-El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir. Çorap giyilirken ayağın Kıble'ye doğru uzatılması doğru değildir. Sağ avuç kaşınırsa para gelir, sol avuç kaşınırsa elden para çıkar.

5-Akşam tırnak kesilmez. Akşam sakız çiğnenmez, akşam çiğnenen sakız ölü etidir. Hamile kadın aş ererken neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir. Gece gizlice ay ışığında, gölgede yıkananlar ay gibi parlak olur.

6-Yıldız kaydığında bir insan ölür. Dolunayda doğan çocuk uğurludur, geleceği ışıklıdır. Dolunayda doğan kızlar ay gibi parlak ve güzel olur. Gece aya doğru tükürmek, sövmek uğursuzluk getirir. Güneş güzele vurur.

7-Kırklı kadın evden fazla uzaklaşmaz. Kırklı çocuk yalnız bırakılacağı zaman başucuna bıçak, soğan, sarımsak bırakılır.

8-Hıdrellez günü dikiş dikilmez, ağaç, bitki kesilmez, canlı öldürülmez. Bunlar yapılırsa yeni doğacak ne varsa anasının karnında hıdırellez eğrisi olur.

9-Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur. Gece ıslık çalmak günahtır. Akşam kapının önü süpürülmez. Bayram günü tıraş olunmaz. Arife ve bayram günü ağaç kesilmez.  Gece göle girmek iyi dğildir. Geceleri cinler, peri kızları gölde yıkanırlar. Geceleri su üzerinden atlanmaz. Kaynayan suya bıçak sokulmaz. Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.

10-Bir kişi gerdeğe girmeden önce yanlışlıkla kediye basarsa başarısız olur. Köpeğin vakitsiz gece havlaması, horozun vakitsiz ötmesi, öküzün gece böğürmesi kötü şeylere işarettir. Köpek havaya doğru bakarak havlarsa kan dökülecek demektir. Tavuğun horoz gibi ötmesi uğursuzluktur, öten tavuk kesilir. Kediyi Hz. Ali sıvazladığı için hiçbir zaman sırtüstü düşmez.

11-Ev yılanı o evin bekçisidir. Kurtlar uluyunca inekleri yemesinler diye gökten ağızlarına yiyecek düşer. İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar. Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanın başına bir yıkım gelir

12-Bıçakla ekmek kesilmez, evin bereketi kaçar. Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür. Bir  kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır.  Bismillah demeden yemek yiyen kişi doymaz. Şeytan da onunla birlikte yemek yer.

13-Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar. Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır. Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Nisan yağmuru zemzem suyu gibidir, uğurludur. Nisan yağmurunda ıslanmak insana sağlık verir.

14-Gökkuşağının altında bir erkek geçerse kız, kız geçerse erkek olur. Dolu ilk yağdığında birkaç tane yemek sağlığı iyi gelir. Beş taş oynamak kuraklığa işarettir. Şimşek çaktığında yere bıçak saplanır.

15-Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir. Sabah evinden başkasına ateş verenin ocağı söner. Tencerede su boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır. Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir. Külün üstüne su dökülmez, işenmez. Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz. İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür

16-Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz. Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır. Ekin ekili tarlada işenmez, cinsel ilişkide bulunulmaz. Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.