21 Eylül 2010 Salı

E Ğ İ T İ M

YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI HAYIRLI  VE  BAŞARILI  OLSUN.


 Burhan  Bursalıoğlu

Dün tüm ilk ve orta öğretim okulları açıldı.

Özellikle 14 milyon öğrencilerimize başarılar ve kazasız belasız  bir yıl geçirmelerini diliyorum.
2010-2011 öğretim yılı  problemleriyle, eksikleriyle başladı
Büyük kentlerde, Vali, Milli eğitim Müdür ve diğer erkan, çok popüler bir okulda tören yaparlar ve  eğitimin öneminden bahsederler, öğretmenlerin mum olduğundan bahsederler, velilere tavsiyelerde bulunurlar, çocuklara başarılar dilerler, kimini öper kimine ufak tefek hediyeler verirler. Bu toplantılar, dört dörtlük okullarda yaparlar. Diğer okullardaki eksik öğretmenden, eksik sıra, tahta,  olmayan  ders malzemelerinden, yapılamamış badana boyadan,, olmayan  yardımcı personelden bahsetmezler.
Bu tür toplantılar kimseyi mutlu etmediği gibi, bugün olduğu gibide bayılan , sıkılan çocuk ve velileri zorla dinletmeye çalışırlar.
Bence, okul Müdürünün 2 dakikalık, günün önemini ve okula başlamanın değerini kapsayan konuşması yeterlidir.
Okullar açıldı. Kimi okullarda öğrenciler üst üste. İlave dershaneye ihtiyacı olan okullarda  hiçbir hareket  yopk. Kimi okullarda öğretmen yok. Bakanlık 70 bin öğretmeni atayacağını söylüyor ama, ortada atanan öğretmen yok. Yıl içinde belki  olur.
Çok önemli olan kitap basımı tamamlanmamış. Kitapçılarda kitap bulunmuyor. Ya gelmemiş, yahutta bitmiş oluyor. Bunun hesabını Bakanlığın yapması ve ona göre her kitabın tespit edilen sayısı kadar  bastırmaları lazımdır.
Kıyafet sorunu da yaşanmakta. İdarenin yönlendirdiği  mağazadan almak mecburiyeti var. Birinci sınıfa başlayan bir öğrenciye alınan bir numara büyük giysi yi  o çocuk en az 3 yıl giyer. Ama ne yazık ki Sayın Bakanın  kıyafetlere olan saplantısı nedeniyle her yıl yeni bir kıyafet tavsiye sinde bulunmaktadır.
Her yıl olduğu gibi, bu yıl da yönetmeliklerde, yasalarda yeni yeni kararlar, uygulamalar, ders konularında değişiklikler ve ders saatlarında da azalma veya yükselme olmakta, sınavtürlerinde değişiklikler olmaktadır.
İlk önce bu sene ilk ve ortaöğretim ders saatlarında yapılan değişikliklere bir göz atalım.

Edinilen bilgiye göre, İlköğretim Genel Müdürlüğü ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın koordineli çalışmaları sonucunda hazırlanan "İlköğretim Okulu Haftalık Ders Çizelgesi" gelecek eğitim-öğretim yılı olan 2010-2011 öğretim yılında, ilköğretim okullarının, haftalık zorunlu ders saati sayısı toplamı 1., 2. ve 3. sınıflarda 25’e, ilköğretim 4. ve 5. sınıflarda ise 26 ders saatine indirildi.
Buna ilave olarak ilköğretim 1., 2. ve 3. sınıflarda 5, ilköğretim 4. ve 5. sınıflarında 4 ders saati "Serbest Etkinlikler" yapılacak.
İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıflarda ise seçmeli ders saati sayısı ile birlikte haftalık ders saati sayısı toplamı 30 olacak.
Düzenlemeyle haftalık ders saati sayısı ilköğretim 1-3. sınıf Türkçe derslerinde 12’den 11’e, 1-3. sınıf Hayat Bilgisi derslerinde 5’ten 4’e, 4-5. sınıf Fen ve Teknoloji derslerinde 4’den 3’e, 8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde 3’den 2’ye indirildi.

İlköğretim 6-8. sınıf Beden Eğitimi dersleri ise 1’den 2’ye çıkarıldı.

Bakanlık, İlköğretim 1-5. sınıflarda "Rehberlik ve Sosyal Etkinlikler" dersi için ayrılan haftalık 1 ders saatini kaldırdı.
Haftalık ders saatinden indirilen dersler, önemli dersler.  Türkçe dersi, Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji, İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük deslerinin, haftalık ders sayıları indirildi.  Bu dersler en önemli kültür,etkinlik ve yaşamımızda her zaman karşımıza çıkacak olan konuları kapsayan derslerdir. Bunlarda azaltma yerine çoğaltmak lazımdır. Bu dersleri çocuklar zaten yavaş ve zor öğrenmekteler. Görsel Basında yapılan yarışmalarda, gençlerin  verdikleri ve veremedikleri cevaplar içler acısı. Maalesef , diplomalı cahiller yetiştiriliyor. Hele, hele 1990 dan sonra  Eğitimdeki karmaşa, yetiştirilemeyen öğretmen, üniversitelerden mezun, hiçbir fonksiyonu olmayan insanları okullara öğretmen olarak atamaları, eğitim ve Öğretim kalitesini de sıfıra indirmiştir. Şimdi bunlar yetmiyormuş gibi ders saatları indiriliyor. Serbest etkinlik saatları fazlalaştı. Bu saatlarda ne yapılacağı açıklanmıyor. Acaba ne yapılacak.?

Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi" dersi 2010-2011 öğretim yılında ilköğretim 8. sınıfta "seçmeli", 2011-2012 öğretim yılından itibaren de aynı sınıfta "zorunlu" ders olarak okutulacak.

İlköğretim 4-5. sınıflarda okutulmakta olan "Trafik Güvenliği" derslerinin öğretim programları birleştirilerek 2012–2013 öğretim yılından itibaren sadece 5. sınıfta haftada 1 ders saatinde uygulanacak ve 4. sınıfta bu dersten boşalan 1 ders saatinde de "Serbest Etkinlikler" yapılacak.

Buna göre, genel liselerde ve Anadolu liselerinde halen uygulanmakta olan "Fen Bilimleri", "Sosyal Bilimler", "Türkçe- Matematik" ve "Yabancı Dil" alanları kaldırıldı.

Ders grupları, "ortak dersler" ve "seçmeli dersler" olarak belirlendi.

FEN LİSELERİNİN DERS SAATİ SAYISI ARTTI

Anadolu liselerinde de yapılan yeni düzenlemelerle, haftalık ders saati sayısı toplamı, hazırlık sınıfı olan Anadolu liselerinde 37’den 35’e, hazırlık sınıfı olmayan liselerde ise 40’dan 35’e indirildi.

Anadolu liselerinde 9. sınıfta 10 saat olan Yabancı Dil Dersi’nin saati 6 saate indirildi. Daha önce 10. sınıftan itibaren okutulmaya başlanan 2. Yabancı Dil Dersi’nin 9. sınıftan başlaması için bu sınıfa da 2 saat 2. Yabancı Dil Dersi kondu.

Fen liselerinde alan dersleri, "ortak dersler" bölümüne alındı. Bu liselerin yönetmeliği gereğince Fen derslerinin ağırlığının, toplam ders ağırlığının en az yüzde 50’si olması gerektiği için 12. sınıfta Fizik, Kimya ve Biyoloji derslerinin haftalık ders saati sayısı da 4’ten 5’e çıkarıldı.

Fen liselerinde 9. sınıfta yabancı dil dersinin haftalık ders saati sayısı 8’den 7’ye indirildi. Bu liselerin 9-12. sınıflarına ilk defa haftada 2’şer saat olmak üzere 2. Yabancı Dil Dersi konuldu.

Fen liselerinin haftalık ders saati sayısı toplamı 36’dan 37’ye çıkarıldı.
Sosyal Bilimler Liseleri’nin 10. sınıfında Matematik Dersi’nin haftalık ders saati sayısı 4’den 3’e, 11-12. sınıflarındaki Matematik Dersi’nin haftalık ders saati sayısı 5’den 3’e indirildi. Bu liselerin 9-12. sınıflarına haftada 2’şer saat olmak üzere ayrı Geometri Dersi konuldu.

Orta öğretim  okullarında yapılan değişikliklerin iyi ve kötü yönlerini ele almıyacağım. Yorumları size bırakıyorum.
Yorum yaparken, öğrencilerin başarılı olup olamıyacaklarını düşünmenizi tavsiye ediyorum.

20 Eylül 2010 Pazartesi

G Ü N C E L


20  E Y L Ü L

Burhan  Bursalıoğlu

20 Eylül yakın geçmişin 3 önemli olayına damgasını vurmuş bir tarihtir.


1.  OLAY:

Haltercimiz Naim Süleymanoğlu’nun 20 Eylül 1988 tarihinde Seul olimpiyatlarında 6  olimpıyat rekoru kırmıştır.

Naim Süleymenoğlu:

23 Ocak 1967’de, Mestanlı, Bulgaristan’da dünyaya gelen Naum Shalamanov, haltere 10 yaşındayken başladı. 1982’de, Brezilya'da düzenlenen Dünya Gençler Halter Şampiyonası’nda, 52 kiloda iki altın madalya alarak şampiyon olan Süleymanoğlu, 16 yaşında, rekor kırarak yine şampiyon oldu. Böylece halter tarihinde en genç dünya rekorunu kıran halterci ünvanını aldı. 

1983 - 1986 yılları arasında gençlerde 13, büyüklerde 50 olmak üzere tam 62 rekor kıran ve yine bu dönemde Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nda, 52, 56 ve 60 kilolarda şampiyonluklar yaşayan Süleymanoğlu, 1984, 1985 ve 1986'da dünyada, yılın haltercisi seçildi. 1984 Los Angles Olimpiyatları'na, Bulgaristan'ın da Sovyetler Birliği’nin yanında boykota katılması nedeniyle katılamayan Süleymanoğlu, ülkesindeki baskılardan kurtulmak için, 1986 senesinde, Melbourne, Avustralya’da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda bir süre ortadan kaybolan ve daha sonra 11 Aralık’ta ortaya çıktığında, Türk Büyükelçiliği’ne sığınarak, Türkiye'de yaşama, ve Türk Milli Takımı adına karşılaşmalara çıkma telebinde bulunan sporcu, talebinin kabul edilmesinin ardından, Naim Süleymanoğlu adını aldı.

Türkiye'ye ilticasında ve getirilmesinde rol oynayan Turgut Özal, 16 Aralık’ta ülkemize gelen Naim Süleymanoğlu’nu kucaklayarak basına ve halka tanıttı
. 20 Aralık 1987’de, Naim Süleymanoğlu, Cumhuriyet Halter Turnuvası'nda dünya rekoru kırdı.
1988'de, Avrupa Halter Şampiyonası'na Türkiye adına katılan ve üç altın madalyanın sahibi olan ve 60 kiloda, koparmada 150 kg kaldırarak dünya rekoru kıran Süleymanoğlu, o sene 7 Aralık’ta, Beyaz Saray'da Başkan Ronald Reagan ve eşi tarafından kabul edildi. Aynı sene, 20 Eylül’de  Seul Olimpiyatları'na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan'a 1 milyon dolar ödenerek gerekli izin alındı.
Bu olimpiyatlarda Süleymanoğlu, 60 kg koparmada sırasıyla, 145 kg, 150.5 kg, 152.5 kg, silkmede 175 kg, 188,5 kg, 190 kg, toplamda da 320 kg, 339 kg, 342.5 kg kaldırarak, 9 dünya ve 6 olimpiyat rekoru kırarak, Türkiye olimpiyatlar tarihinde, güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcu olarak adını Türk spor tarihine yazdırdı.
1992 Barcelona Olimpiyatları'nda, rakiplerine karşı ezici üstünlük sağlayarak, yurda altın madalyayla dönen Naim Süleymanoğlu, yine o sene, Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından “Dünyanın En İyi Sporcusu” seçildi. 1993 Dünya Şampiyonasında, 3 altın madalya kazanmasının yanı sıra, 2 de dünya rekoru kıran halterci, 1994'te Bulgaristan'da yapılan, Avrupa Halter Şampiyonası'nda da, sadece üç kaldırış yaparak, üç dünya rekoru kırdı.

İstanbul'da yapılan Dünya Halter Şampiyonası'nda, ilk kez Türk seyircisi önüne çıkan ve bu şampiyonada sakat olmasına rağmen, 3 dünya rekoru kırarak, üç altın madalya kazanan Süleymanoğlu, bu performansıyla, en güçlü sporcu ünvanı kazandı. 1995’te, Avrupa Halter Şampiyonası’nda, yine sakat olmasına karşın, 1 altın ve 2 gümüş madalya kazanarak, Türk Milli Halter Takımı’nın birinci olmasında önemli katkılarda bulunmuş oldu.
Çin'de yapılan Dünya Şampiyonasın’a da sakat çıkarak, 3 altın madalya kazanan Süleymanoğlu, 1996’da, Amerika’da düzenlenen Atlanta Olimpiyatları'nda, 64 kiloda 4 dünya rekoru kırarak, 3. kez olimpiyatlarda madalya kazanmasıyla tarihe geçen sporcu, Sidney Olimpiyatları’nda, sakatlığının devam etmesi ve ağrıları nedeniyle başarı gösteremedi.
Kariyeri boyunca, olimpiyatlardan kazandığı 3 Altın Madalyası, 7 Dünya Şampiyonluğu ve 6 Avrupa Şampiyonluğu vardır. 46 kere dünya rekoru kıran Süleymanoğlu, 2000 senesinin 7 - 9 Aralık günleri arasında, Atina'da toplanan, Uluslararası Halter Federasyonu Kongresi’nde astbaşkanlığa seçildi.

2. OLAY:

20 Eylül 1980  DE AMİRAL BÜLENT ULUSU BAŞBAKANLIĞA  ATANDI.

Bülend Ulusu 1921 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1 Mayıs 1940 tarihinde girdiği Deniz Harp Okulu'ndan 15 Ekim 1941 tarihinde asteğmen rütbesi ile mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından, muhriplerde branş subaylığı, bölüm amirliği ve çeşitli karargâh görevlerinde bulunmuştur. 1955 yılında Deniz Harp Akademisi’nden mezun olmuştur. Daha sonra sırasıyla TCG Gaziantep Komutanlığı, çeşitli karargah görevleri ve II. Muharip Filotilla Komodorluğu görevininin ardından 1964 yılında tuğamiralliğe terfi etmiştir.
Bu rütbede Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Daire Başkanlığı, mayın filosu komutan vekilliği görevlerinde bulunmuş ve 1967 yılında tümamiralliğe terfi etmiştir.

Tümamiral olarak Harp Filosu Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 1970 yılında koramiralliğe terfi etmiştir. Koramiral olarak Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı ve Donanma Komutanlığı görevlerini deruhte etmiş ve müteakiben 1974 yılında oramiralliğe terfi etmiştir.
Oramiral olarak yüksek askeri şura üyeliği, milli savunma bakanlığı müsteşarlığı görevlerinde bulunmuştur. 1977 - 1980 yılları arasında deniz kuvvetleri komutanlığı görevini yaptı. 1980 Ağustos ayında ordudan emekli oldu. 12 Eylül Darbesinden önce 11 Temmuz günü yapılması planlanan ancak ertelenen Bayrak Planı yüzünden askeri müdahaleyi yapan kadro arasında olamadı[1].
12 Eylül 1980 Askeri müdahalesi üzerine hükümeti kurmakla görevlendirildi. Yeniden serbest seçimlerin yapıldığı 1983 yılına değin Başbakanlık yaptı. 1983 seçimlerinde XVII. Dönem İstanbul Milletvekilliği yaptı.
Evli ve bir çocuk babasıdır.
3. OLAY:

 20 EYLÜL.1985 DE RUHİ SU ÖLDÜ

Mehmet Ruhi Su, 1912 yılında Van'da Ermeni bir ailenin mensubu olarak doğdu ve ailesini 1915'te kaybetti. Çocukluğunun geri kalan yıllarını, kendisini bir Müslüman olarak yetiştiren yoksul bir ailenin yanında ve daha sonra da öksüzler yurdunda geçirdi.
1927 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ne girdi. 1931 yılında burayı bitirdi fakat Harp Okulu'na devam etmedi. Adana Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na (Musiki Muallim Mektebi) girmeyi başardı.

1942'de Ankara Devlet Konservatuarı'nın Şan Bölümü'nü bitirdi. Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu'nda, sonra Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde müzik öğretmenliği yaptı. Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservetuarın opera bölümünde okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien und Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca, Yarasa Opereti, Aşk İksiri, Rigoletto, Figaro'nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı. Türk Opera Sanatı'nın temelinde Ruhi Su'nun katkısı büyüktür.

1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği "Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi.
Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti.

1975'te Sümeyra Çakır'la birlikte Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978'den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir
. Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985'te öldü. Mezarı İstanbul Zincirlikuyu'dadır. Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü.

TURİZM

YUNAN  ADALARI  - 4  - PİRE - ATİNA Burhan BURSALIOĞLU Sabah saat 06 da Pire limanına yanaştık. Gemimiz iskeleye yanaştığı için...