18 Ağustos 2010 Çarşamba

TUTKU


B A Z E N

Bazen nefes almak demek değildir yaşamak
onunla gülüp onunla ağlamaktır
sarı kırmızı olmaktır her an onu solurcasına.

Bazen özgürlük cimlerde koşmak değildir
sevdası uğruna prangaya vurulmaktır
hep ona tutuklu kalmışçasına.

Bazen başarı para kupa kazanmak değildir
insanların yüreğine dağlanmaktır
damarında kanında yaşarcasına.

Bazen imparatorluk ülkeleri ele geçirmek değildir
bir meşin yuvarlakta yürekleri feth etmektir
sınır tanımadan hüküm kurmaktır milyonlarcasına.

Bazen aslan bir hayvan değildir bir simge bir semboldur
tarifsiz güçtür ruhundaki asalete yazılmışçasına.

Bazen cehennem öbür dünya değildir
taraftarla coşmuş Samiyen dir alev alev yanarcasına.

Bazen imkansız olmaz değildir
7 kişi 7 - 0 yenmek ağları delmek
şampiyonluktur milenyumda hayalleri gerçek yapmaktır
sahaya her çıktığında.

Bazen kral olmak taç giymek değildir
soyunu sevgiden ünvanı halktan almaktır
her doğan bebenin Metin olması demektir
kuşaktan kuşağa akarcasına.

Bazen vefa semt adı değildir
14 yıl kan kusup ölümüme arkasında durmaktır
her şartta yıkılmaz bir duvarcasına.

Bazen tarih tozlu bir sayfa değildir
gerçektir yaşamdır 1905 te doğup ciltlere sığamamaktır
destanların değişmez yazarı olurcasına.

Bazen güç bir sıfat değildir
evsiz barksız beş parasız en zorda tüm dünyayı
ayağa kaldırmaktır üstünde sade bir parçalı formayla
kolaycasına.

Bazen cesaret korkuyu yenmek değildir
on binlerce rakibin kalesine bayrağını dikmektir
tek başına kimse yokmuşçasına.

Bazen sevgi anne baba eş dost değildir
onlardan ötedir tutkudur renklere armaya
ayrılmaz parçanmışçasına.

Bazen hayat her şey değildir
Galatasaray lı olup Galatasaray lı gibi yaşamaktır
doğumdan ölüme, kalbin her çarptığında cim bom bom diye atarcasına

16 Ağustos 2010 Pazartesi


HALK OYLAMASI !

Burhan  BURSALIOĞLU

Son bir aydır, iktidar partisi ile muhalefet partileri, harıl, harıl , kent, kasaba, köy demeden meydanlarda çene patlatıyorlar. İktidarın hazırlamış olduğu Anayasa değişiklik paketi halkın oyuna sunuluyor. Bunun için boğucu  sıcakta, halk değişen Anayasa maddelerinin yenisiyle eskisinin karşılaştırmasını Ülke yararına hangisinin uygun olacağını öğrenmek için  meydanları doldururken, kimi bayılıyor,  kimi bağırıyor kimileride alkış tutuyor. Ama öğrenmek istediklerini öğrenemiyorlar. Hatipler, kalabalıktan cesaret alarak, yalan, iftira ve ağza yakışmayan  tehdit ve küfürlü  hitapları sıralamaktan geri kalmıyorlar.

Her gün televizyonlarda gördüğümüz, gazetelerde boy, boy poz verip söylevlerini okuduğumuz, başlıca  üç hatibi görüyoruz. AKP  li Başbakan Recep Tayip Erdoğan, CHP Genel  başkanı Kemal Kılıçdaroğlu  ve MHP  Genel başkanı    Devlet Bahçeli.  
                       .
Bu üç insan, sanki seçim konuşmaları yapmak için meydanlarda ter döküyorlar.  Amaç seçim mi? Ulusun ve Türkiye Cumhuriyetinin geleceğine  etkili olabilecek Anayasa değişikliklerinin ne olduğunu halka açık, açık, örneklerle, uygulamalarla açıklanması lazım değil mi?  Yoksa biz yanlış anlıyor, seçime mi gidiyoruz?  Hayır, doğru anlıyoruz da hatipler yanlış yapıyor. Ortada bir paket var. Bu pakette, iktidara göre halkın yararına, bazılarının aleyhine olabilecek değişmeler, muhalefete göre de değişikliklerin Türkiye’nin aleyhine, halkın aleyhine, kurumların, özellikle de  hukukun taraflılığını oluşturacak değişiklikler, halktan  onay veya ret  biçiminde  paketin  değerlendirilmesi isteniyor. Yapacağı tercihin içeriğini, paketin neler getirip, neler götürdüğünü bilmeyen vatandaş, değerlendirmesini doğru yapabilir mi? Bu yanlışlıklar, ülkemize zarar vermez mi? Rejime zarar vermez mi?  Birbirini  görmeyen iki insanın evlenmesi gibi bir şey.

Tataflar, meydanlarda, kürsülerde, toplu yemeklerde, yapılmak istenen değişiklikleri tek tek halka açıklamak mecburiyetindedirler. Değişikliklerin faydalı ve sakıncalı taraflarını  hatipler, dostça ortaya sermelidirler. Bu insanlar aynı ülkenin vatandaşları, yöneticileridir. Dili, ırkı, dini, tarihi,  bayrağı, gelenek ve görenekleri  aynı olan bu şahsiyetli  insanların birbirlerine karşı  oluşturdukları düşmanca tavırların dışında,  ölmüş insanları da siyasete karıştırmaları inanın, ülkenin kaderini elinde tutanlara yakışmıyor.  Söylenen sözlerin nereye gideceğini, kimleri etkileyeceğini, tepki olur mu, olmaz mı, ahlak kurallarına ters mi düz mü, bunları bilmeleri lazımdır. Halkı birbirine düşürmenin,  kutuplara ayırmanın anlamsızlığını bilmeleri gereken partili, partisiz hatipler,  sözlü ve yazılı medya köşe yazarlarını sağ duyuya davet ediyorum.

Bundan sonraki yazımda, bir vatandaş olarak. Seçmen olarak oyumun rengini açıklayacağım.

TURİZM

YUNAN  ADALARI  - 4  - PİRE - ATİNA Burhan BURSALIOĞLU Sabah saat 06 da Pire limanına yanaştık. Gemimiz iskeleye yanaştığı için...