23 Kasım 2014 Pazar

ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE






          24  KASIM                 ÖĞRETMENLER                   GÜNÜ

Burhan Bursalıoğlu

Son 5-6 yıla kadar Öğretmenler Günü büyük bir ihtişamla, gururla ve sevinçle kutlanırdı. Ama o ihtişam, arzu sevinç kalmadı.
Milli  Eğitimin   yönetimine gelenler  kişisel arzuları ve saplantıları nedeniyle, Ulusal Eğitimimizi alt- üst ettiler.  Müfredat programlarını değiştirdiler, tecrübeli okul müdürlerini görevden aldılar, yerlerine imam hatip mezunlarını getirdiler. Keza öğretmenleri de dama taşı gibi ordan, oraya  göndererek  perişan ettiler.   4x4x4  gibi ucube bir sistemle, tüm ülkenin kamuda çalışanlarının yerine imam hatip mezunlarını getirme amacı  güdüldü.  Düz liselerin  pek çoğu imam hatip liselerine çevrildi. Daha neyin ne olduğunu bilmeyecek kadar   küçük öğrencilerden , biraz da baskı yapılarak okul yönlendirilmesi istendi.  Kız – erkek öğrenci ayırımını gündeme getirdiler. İlkokul kız öğrencilerine türban takma  izni getirildi. Okullar basıldı, öğretmenler  dövüldü hatta öldürüldü. Tacizler oldu. Bayram merasimleri iptal edildi, kısıtlandı hatta okullarda bayram merasimlerinin yapılması yasaklandı. Daha bir sürü gelişmemizi, medeniyetimizi,  eğitimimizi engelleyen  kısıtlamalar yapıldı. Mezun olan öğretmen adaylar sokaklarda hak aramaya devam ediyorlar. B u ortamlarda Öğretmenler Gününün kutlanması ne kadar samimi olabilir? Söylenecek, atılacak nutuklara kim inanacak, kim alkış tutacak?
Öğretmen marşındaki verdiğimiz sözlerin yerine  getirilmesi bu ortamda mümkün mü? Değil. Onun için  Öğretmenler Günü nedeniyle, öğretmenlerin duayeni olan değerli meslektaşım Hüseyin Hüsnü Tekışık’ın  göremediği  2014 yılının öğretmenler gününde ondan bahsetmek istiyorum.
SAĞLIKLI GÜNLERİNDE  H. H. TEKIŞIK

Hüseyin Hüsnü Tekışık,  bu ülkeye mddi, manevi katkıları olan bir insan. Ayrıca Milli Eğitim camiasına hem eğitim, bilgi yönünden, hem de bağışladığı eserler yönünden unutulmazlar arasına girmiş bir öğretmendir.
Hüseyin Hüsnü Tekışık  fakir  bir köylü çocuğudur.  Giresun’un Şebinkarahisar’ında doğdu. İstiklal  İlkokulunu , meralarda, dağ yamaçlarında hayvan otlatarak, çobanlık yaparak, yanına aldığı kitapları okuyarak, mezun oldu. Şebinkarahisar ortaokulu ndan sonra ,  Sivas Öğretmen Okulu,  O’nun  Türkiye sınırlarını aşan , insanlık ve eğitim kariyerinin  başlangıcı olmuştur.

Bavuluna aldığı bir bayrak, çok sevdiği Atatürk fotoğrafı, birkaç kitapla, “Bayrağımın dalgalandığı her yer” dediği atama formuna yazdığı istek nedeniyle, atandığı Bingöl’ün  Karlıova kasabasının  Bahçeköyü ‘nün yolunu  tuttu. 
.Bu köyde okul binası yoktu.Tekışık,Bahçeköyünde dershane haline getirdiği bir samanlıkta iki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Karlıova İlköğretim Müdürlüğüne atandı.Bu görevde de 4 yıl çalıştı.
Tekışık, öğretmen okulunu pekiyi derece ile bitirdiği için İstanbul Eğitim Enstitüsünün Fen Bölümüne parasız yatılı olarak  çağrıldı. Karlıova’nın yolları kardan kapalı olduğu için Eğitim Enstitüsüne gidemedi.
Bu arada Tekışık. 1949 yılında Şebinkarahisar’da Ayten Balcı ile evlendi. Bu evlilikten Betül, Işıl, Işık adında 3 kız çocuğu oldu.
HÜSEYİN  HÜSNÜ  TEKIŞIK


 Hüseyin Hüsnü Tekışık, ilk kitaplarını Karlıova’da yazmaya başladı.3000 sayfalık “İlköğretim Teşkilatı-İdare ve Eğitim Öğretim Düsturu “ adlı kitabını hazırladı. Bu kitabı yayınlanmadan Milli Eğitim Bakanlığınca incelendi. Bakanlık Müdürler Komisyonu’nun  kararı ile Hüseyin Hüsnü Tekışık, bu eseri meydana getirmesinden dolayı   üstün başarı sayıldı .
Tekışık, askerlik görevini topçu teğmen olarak yaptıktan sonra bir yıl Giresun ilinin Alucra ilçesi Merkez İlkokulunda Öğretmen olarak çalıştı. 1956 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü PEDAGOJİ BÖLÜMÜ’ nün giriş sınavını kazandı. Maddi sıkıntı yüzünden , ikinci defa yüksek öğretim yapma fırsatını kaçırdı. Karlıova’daki üstün başarısından ve hazırladığı kitabından dolayı Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Mevzuat Şubesi’ne atandı. Bu Görevde çalışırken;
“İlköğretim Yazışma Rehberi”
“Başöğretmen ve İlköğretim Müdürlerinin Görevleri”
“İlköğretim İstatistik Rehberi”
“İlkokullar Yönetmenliği ve Mevzuatı”
adında dört kitap yazdı.

KANSERİ YENDİĞİ YIL MERSİN KIZ KULASİ SAHİLİNDE

Bakanlıkta çalıştığı bir yıl içinde, bir öğretmenin kendini meslekte yetiştirmiş olmasına değil, elindeki diplomaya itibar edildiğini anlayınca, 1957 yılında Pedagoji bölümü imtihanlarına tekrar girdi ve kazandı. Bakanlıktaki görevinden ayrılıp Gazi Eğitim Enstitüsünde öğrenci oldu. Pedagoji bölümünde okurken, bu bölümün teftiş dersi ile ilgili”İlköğretim Teşkilat ve İdare Teşkilatı” adlı kitabı yazdı ve yayınladı. Bu kitap bakanlıkça Öğretmen Okulları için yardımcı kitap olarak kabul edildi.


Hüseyin Hüsnü Tekışık, 1959 yılında, Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’nü bitirdikten sonra Sivas İlköğretim Müfettişliğine alındı.Bu görevde iki yıl çalıştı.1961 yılında Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Eğitim Şubesi Müdür Yardımcılığı’na atandı. Bakanlıkta 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile ilgili yönetmeliklerin hazırlanmasında ve 1962 İlkokul Program Taslağı’nın hazırlanıp geliştirilmesinde çalıştı.
Tekışık, 1963 yılında Ankara İlköğretim müfettişliğine atandı.1968 yılına kadar Ankara Program Geliştirme Okulları müfettişliği yaptı. Bu görevi sırasında da öğretmen meslek ve öğrenci kitapları yazmaya devam etti. 1975 yılında, 27 hizmet yılını doldurarak 47 yaşında emekli oldu.
İSTANBUL'A GELDİĞİNDE VALİDE BAĞ ÖĞ. EV.

Hüseyin Hüsnü Tekışık 27 yıllık meslek ve daha sonraki emeklilik hayatında durmadan çalıştı. Kendi ifadesi ile “çalışmaktan ihtiyarlamaya zaman bulamadım.” diyordu

 Yazdığı kitapların sayıs yaşı ile doğru orantili idi.  86 
Hüseyin Hüsnü Tekışık 1963 yılında eşi Ayten Tekışık adına Ankara’da Rehber Yayınevi’ni 1974 yılında’da Tekışık Matbaası’nı kurdu. Emekli olduktan sonra öğretmenler için Çağdaş Eğitim Dergisini yayınlamaya başladı.

Hüseyin Hüsnü Tekışık, öğretmenlik ve müfettişliği sırasında, okul binası yüzünden öğretmen ve öğrencilerin çok sıkıntı çektiğini gördü ve üzülürdü.
Çocuklarımızın her türlü imkan içinde modern bir eğitim görmeleri onun için bir idealdi. Tekışık bu idealini gerçekleştirmek için kendi çapında yazdığı okul kitaplarından elde ettiği maddi imkanlarla;
1981 yılında Ankara’da 9 dershaneli bir okul. 1984 Şebinkarahisar’da Halk Kütüphanesi, Çocuk Kütüphanesi, Öğretmenler Kütüphanesi ve Konferans Salonundan meydana gelen kültür merkezi yaptırıp Kültür Bakanlığına bağışladı.

ANITKABİR ZİYARETİMİZDE DEFTERİ İMZALARKEN.

1985 yılında, özellikle doğu ve Güneydoğu illerimizin milli eğitim yönünden kalkınmasına katkıda bulunmak  için, “HER İLDE BİR OKUL” kampanyası başlattı.
1995 yılında Hakkari,Van, Siirt, Diyarbakır, Erzincan,Giresun, Samsun, Amasya, Aksaray, İçel ve Edirne illerinde 13 okul, 1 Kültür Merkezi, 1 Halk Eğitim Merkezi, 1 Rehberlik Araştırma Merkezi yaptırıp Milli Eğitim Bakanlığına bağışladı.
Tekışık, 1986 yılından itibaren, emekli maaşını ve bazı gelirlerini, üniversitelerde okuyan 60 öğretmen çocuğuna , öğrenimlerini tamamlayana kadar karşılıksız burs vermeye başladı. Bu öğrencilerin 50’si Tıp Fakültelerinde okumaktadır

H.H.TEKIŞIK  EŞİNE  KARŞI ÇOK KİBAR VE ÇOK DÜŞKÜNDÜ.

Tekışık, öğretmen ve eğitim yöneticilerinin hizmetinde yetiştirilmelerini sağlamak, sorunlarını dile getirmek ve çözüm yolu üretmek amacı ile 20 yıldan beri Çağdaş Eğitim Dergisi’ni yayınlamaktaydı. Vefatından sonra yayınlanmaya devam edip etmeyeceğini bilmiyorum.
Hüseyin Hüsnü Tekışık, kütüphane kurmak isteyen okullara ve öğretmen evlerine maddi yardım yapmakta, Okul Kütüphanelerine her yıl binlerce kitap göndermekte  idi.
1994’de Doğu ve Güneydoğu’ya 50 bin 1995’de 100 bin kitap göndermiştir

H.H.Tekışık yaşamı süresi içinde, kurduğu Tekışık Vakfının “EĞİTİME HİZMET  MÜZESİ” ni dolduracak kadar şükran plaketi ve onur belgesi almıştır. Bunlardan,  Türkiye Büyük Millet Meclisi “Üstün hizmet beratı ve madalyası, Cumhurbaşkanlığı ndan  “Şükran plaketi” Üniversiteler senatoları tarafından “Fahri  Eğitim Doktoru”  ünvanları, vakıflar ve bilim kurullarınca bir çok “Hizmet “ ödülleri verildi.
Hüseyin Hüsnü Tekışık için de birçok kitap yazıldı. Bunlardan “EFSANE ÖĞRETMEN” adlı birkaç tane tiyatro ve müzikli oyunlar, “DAĞI DELEN ÖĞRETMEN”, “EFSANE ÖĞRETMENLER” en önemlilerindendi.
MEZUNLAR  TOPLANTISINDA

Tekışık’ın kendi anılarını ve yaşamını anlatan “TEKIŞIK ÖĞRETMENİN  EĞİTİM SEVDASI”  adlı  510 sayfalık kitabı da bulunmaktadır.
H.H.Tekışık sosyal bir insandı.  Nazik ve kibardı. Hani, ilkokullarda geçen sene kaldırılan andımızda  "Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak"  ifadesi var ya, H.H.Tekışık onu tam olarak uygulayan örnekl  bir insandı.
 Çalışmakla geçirdiği hayatınında bulduğu boşlukları iyi değerlendirmesini de bilmiştir. Dünya’nın uzak doğusundan batısına , kuzeyinden güneyine kadar bir çok ülkeyi eşi Ayten Hnımla birlikte gezmiştir.
Ayrıca, 1979 da başlattığımız , ve her yıl uyguladığımız “SİVAS ÖĞRETMEN OKULU MEZUNLARI BİRLİKTELİĞİ” mize katılmıştır.
H.H.TEKIŞIK'ın YAZDIĞI KENDİ ANILARI

2014 de 36. Yılı toplantımıza ve rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı, arada 2 toplantı haricindeki  tüm birlikteliğimize katılarak, her yıl 10 gün, SÖO Mezun arkadaşlarıyla, hasret gidermiş ve bizlere ağabeylik yapmıştır. 
2011 yılında, SÖO Mezunlarından Sivas'da bulunan bir grup arkadaşın, 4 Eylül Sivas'ın kurtuluş şenliklerine katılmak ve geçmişteki öğrencilik anılarını tazelemek için 5 günlük davetlerine, Hüseyin Bey, İzmirden İzzettin Uzunca ve ben üçümüz   katıldık. 4 gece okuduğumuz okulun yatakhanesinde kaldık. Rahatsız olmasına rağmen  hiç belli etmiyor, üstelik neşeli olmaya çalışıyordu.
2011  DE  SİVAS'DA  OKULUMUZDAKİ GECE EĞLENCESİNDE.

H.H.Tekışık insan sevgisiyle dolu idi. Ortama uyar, asla şikayetçi olmazdı. Her fırsatta   “BİNGÖL ÇOBANLARI” adlı şiiri okur ve duygulanır, anılarını anlatırdı. Müziği de çok sever, bildiği türküleri koroya katılarak söylerdi. Özellikle öğretmen marşını hiç ağzından düşürmezdi.
Alnımızda bilgilerden bir çelenk,
Nura doğru can atan Türk genciyiz.
Yeryüzünde yoktur, olmaz Türk'e denk;
Korku bilmez soyumuz.


Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.


Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;
Durma durma koş.

Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.

SÖO MEZUNLARI  TOPLANTISINDA

RUHUN ŞAD OLSUN TEKIŞIK ABİMİZ, ÖĞRETMENİMİZ. MEKANIN CENNET, BULUNDUĞUN YER IŞIKLARLA DOLSUN.  CENNETTE OLDUĞUNA ASLA ŞÜPHEM YOK. TANRI SENİ MÜKAFATLANDIRACAKTIR. BUNA LAİKSİN.
SENSİZ GEÇEN 24 KASIM 2014  ÖĞRETMENLER  GÜNÜ  TÜM  ATATÜRK  SEVDALISI  ÖĞRETMENLERE  KUTLU  OLSUN.
HH TEKIŞIK SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIRKEN


Not: Gelecek yazımın konusu, H.H. Tekışık’ın gençlere tavsiyesi olacaktır.




BİNGÖL ÇOBANLARI

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
Bu dağların en eski âşinasıdır soyum,
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların.
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla...

Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni;
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı;
Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı:

Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
"Suna"mın başka köye gelin gittiği akşam.

Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
-Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
Diye hıçkırır kaval:
Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin, başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an!
Mademki kara bahtın adını koydu: Çoban!

Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla...
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına!

                                  Kemalettin  KAMU