27 Temmuz 2011 Çarşamba

POLİTİK

KARANLIK  GELECEĞİN  HAZIRLIKLARI MI?

Burhan Bursalıoğlu


Birkaç gün önce, İstanbul Fatih’de 200 kişilik bir grup türbanlı, çarşaflı, bazı İslam ülkelerinde gördüğümüz  yüzü peçeli, bir kısmı da ilkokul öğrencileri, ellerinde pankartlarla birlikte eylem yaptılar. Eylemin amacı da,  yıllardır, ilkokul öğrencilerine söyletilen, “Türküm, doğruyum , çalışkanım….” Andımızın söyletilmesini protesto etmekti.
Mazlum ve Özgür Der.  Örgütlerinin tertip ettiği eylemde, türbanlı, Mazlum Der üyesi Zehra Türkmen yaptığı saçma sapan  konuşmada  bakın neler diyor.

İnsan kişiliğini ve inanç bütünlüğünü görmezden gelen statükoya aykırı fikir ve yaklaşımlar benimseyebilmek ve geliştirebilmek hakkını yok sayan bir anlayışla, çocuklarımız, gençlerimiz, resmi ideolojik kalıplar doğrultusunda şekillendirilmeye çalışılmıştır. Sorgulama cesaretinden yoksun nesiller yetiştirilmesi hedeflenmiş, okul kışlalaştırılmış ve öğrenciler askerleştirilmiştir.”
Okullarımızda, Zehra Türkmen’in dediği gibi, insan, kişiliğini kalıplaştıran, özgün fikir geliştirme hakkını yok sayan bir eğitim olsa idi, kürsüye çıkıp, saçmalamaz, abuk subuk laflarla ahkam kesmezdi… Okulları kışlaya, öğrencileri askere  benzetmesindeki zihniyetin amacı ortada. Asker ve ordunun varlığından ürkekliğini, tiksintisini, nefretini İlkokul öğrencilerinin şevkle ve gururla söyledikleri andımızı  küçümseyerek göstermektedir. Zehra Türkmen  daha da ileri giderek “Andımız adlı İslam akidesine aykırı ögeler içeren, kişi putlaştırmasına ve kişilik tahribine yönelik, ırkçı metnin her sabah çocuklarımıza zorla söyletmenin ayıbına, ilkelerine ve zulmüne son verilmelidir. İsteyen vatandaşa ana diliyle eğitim alma hakkı tanınmalıdır  Okullarda askeri denetim vesayet aracı olan kışla tipi eğitimin simgesi Milli Güvenlik dersi kaldırılmalıdır.”Kendisi yetmiyormuş gibi, birde yanında gelen bir ilkokul öğrencisine de, “ İnançlarına aykırı olmasına rağmen, her sabah söyletilen andın, kendisi için zulüm olduğunu “ söyletiyor.

Zorla söyletildiğini iddia ettiği andımızda, bunları bu kadar  korkutan nedir?  Ne var bu antta?
Türküm, doğruyum ,çalışkanım.
Türk olmak zulüm mü? Bu ülke Türklerin Vatanıdır.Biz Türklüğümüzle gurur duyuyor ve yurdumuzu seviyoruz. Türklüğünden, Vatanından rahatsız olanlar varsa, kimseyi tutmuyoruz.Gitsinler. Nereyi beğeniyorlarsa oraya gitsinler.
“Doğru “ olmak suç mu?  Eğrilik, sahtekarlık, riyakarlık lığı mı genç beyinlere nakşetmek yapılmalıydı.
Çalışkanım  yerine “Tembelim” denilse, daha mı iyi olurdu?
Büyüklerini  saymak, küçüklerini sevmek ve korumak dinimizin emri değil midir? Bu bayan, “Andımızın İslam akidelerine aykırı ögeler içeriyor” derken Dinimizi inkar etmiyor mu?
Varlığını, yaşamını, hayatını ve mutluluğunu Türk’lük için feda etmek, her Türk vatandaşının idealidir.  Irkçılık dahi olsa “Türküm” demek mutluluk ve gururdur.
41 yıllık meslek hayatımda hiçbir öğrencim ve velisi, and a karşı  herhangi bir tepkide bulunmamışlardır. Bırakın tepki göstermelerini, bütün öğrenciler, arkadaşlarına andı söylettirmek için öne fırlarlar, “ben ben ben “ diye isteklerini bildirirlerdi.Andın  kendine zorla söyletilip, inançlarına ters düştüğünü söyleyen  küçük ilkokul öğrencisi,  kim bilir arkadaşlarına söyletmek için kaç kez parmak kaldırmıştır?  Belki de söyletmiştir de.
Bu çocuğun beynini yıkamak,istemeden söyletilen cümleleri kendi, fikriymiş gibi lanse ettirmek, statükoculuk, putlaştırmak değil de nedir?
Çocukların, türbanlıların, kara çarşaflıların ve yüzünü gözünü peçe ile örten eylemcilerin taşıdıkları pankartlar da mide bulandırıyordu.

“IRKÇI ANDI REDDEDİYORUZ”
“ANDIMIZ BAŞ ÖRTÜMÜZDÜR.”
“ANDIMIZ  İSLAMA UYGUN OLMALIDIR”
“NİÇİN  OKULA BAŞ ÖRTÜSÜYLE GİDEMİYORUM?”
“NEDEN İNANMADIĞIM DEĞERLER ÜZERİNE AND İÇEYİM?”
“KEMALİST ŞÖVEN AND DAYATMASINA SON”
“ANA DİLDE EĞİTİM”
Ayrıca tek bir  pankartta, tespit ettikleri yasakları da  şöyle sıralamışlardı.
“ BAŞ ÖRTÜSÜ YASAĞINA,
ANDIMIZ SAÇMALIĞINA
ANADİLDE EĞİTİM YASAĞINA,
MİLLİ GÜVENLİK DESPOTİZMİNE,
KESİNTİSİZ EĞİTİM ZORLAMASINA.”

Yukardaki pankartta yazılı ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, onlar gibi bir kısım insanlar Atatürk’ü  inkara, O’nun  İlke ve İnkilaplarını yok etmeye, Ulusumuzu parçalamaya, Türk, Kürt, Laz, Gürcü, Abaza, Çerkez, Roman, Boşnak, Ermeni, Rum, Yahudi, Hanefi, Alevi, Suni gibi kliklere parçalamaya çalışmaktadırlar.
Türkiye Cumhuriyeti halkı, dış mihrakların amaçları, içerdeki bazı grupların da bu amaçlara yardımcı  olma oyunlarına düşmemelidir.
Görüldüğü gibi, bunlar amaçlarına varabilmek için ilkokullara kadar uzanmış olmaları, geleceğimiz için kara tablo arz etmektedir.
Şunu asla unutmayalım. Parçalanmış milletlerin, dili, dini,  kanı, ırkı, bayrağı, kültürü, gelenek görenekleri Aynı olmayacağından, asla bir ulus olamazlar. Ulusu olmayan da devlet olamaz. Devleti olmayan milletler  esarete mahkümdurlar.

Türk Atalarımızın kanlarıyla sulanmış bu topraklarda  bölücülük istamiyoruz.
Laik bir Ülke olarak, hiç kimsenin baskısı altında kalmayarak, ibadetimizi özgürce yapabilmeliyiz.
Düşüncelerimizi özgürce söyleyip yazabilmeliyiz.
Milli sınırlarımız içinde rahat, serbest ve özgürce dolaşabilmeliyiz.
Atatürk İlke ve İnkilaplarından taviz vermeden, tüm yasalarımız uygulanmalıdır.
Kara çarşaf ve peçeli kıyafetlerimizle, muasır medeniyet  seviyesine ulaşmamızın hayal olacağını tüm insanlarımıza hatırlatmak isterim.
Yasama ve Yürütme organlarının, Türkiye Cumhuriyetini, saygın, güçlü, modern ve gıpta ile sözü edilen bir devlet olmayı sağlamalarını  diliyorum.  

.


UNUTULMAYACAK GÜNLERİMİZDEN

ATAMIZIN 79. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ Burhan Bursalıoğlu Büyük kurtarıcı ve Cumhuriyetimizin kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sağl...