19 Şubat 2015 Perşembe

YAŞAMAKTA OLDUKLARIMIZ




BURASI  ATATÜRK  TÜRKİYESİ Mİ?

Burhan Bursalıoğlu

Yüce Atatürk'ün, bir avuç arkadaşı ve bu Ulusun destek ve yardımlarıyla, yedi düvele karşı girdiği mücadele sonunda 600 yıllık Osmanlı hanedanını yıkarak, kurduğu yeni, modern, çağdaş, demokrat TC devletimiz tanınmayacak durumlara geldi.

Halkımızın ekonomik, sosyal ve kültürel konularının dışında kalan Dinsel ve ahlaki yaşantımızın bugünkü acı ama gerçek durumumuzdan bazı kesintiler alarak, halkımızın ne durumda olduğuna, neler yaşadığımıza  bakalım.
70 milyon insanımız şaşkınlık içinde. Herkes diken üstünde. Eğlenen yok, gülen yok, yarınından ümitsiz bir toplum olmuşuz.
.Ahlaken çökmüş, dini inanışlarımız değişmiş, her kafadan, kendi yargılarına göre verilen fetvalar müslüman halkımızı şaşkına çevirmiştir.

Halkımız, okula giden, bakkala, çarşıya giden çocuklarını pencerelerde bekler duruma gelmiştir. Birbirine güvenmeyen, itimat etmeyen, merhaba demeyen, yabancılaşan bir toplum haline geldik. 
70 milyonun üzerinde olan 2-3 milyon azınlığın, gelişmeleri ve olayları normalmış gibi algılamaları, dünya yıkılsa umurlarında olmadan, keyif ve eğlence içinde olmalarını da esefle izliyoruz.
Bu azınlık grubunun içinde bir grup daha var ki, her şeyi dini açıdan alarak, sözüm ona,Kuran da bulunuyor muş gibi, uyduruk laf, yorum ve fetvalarla, halkın kafasını karıştırmakta ve başka başka yönlere çekerek, halkın ahlaki değerlerini bozmaya çalışmaktadır. Amaçları, genellikle kadınlarımız üzerinden Türk toplumunu arap laştırarak, orta çağın da gerisine götürmektir. Meydanları boş bulan bunların sayesinde dinimize olan  manevi bağlılığımız azalmakta, ahlaki değerlerimiz yok olarak, zararlarını kadınlarımız ve aileler çekmektedir. Kadınlarımız tacize uğruyor, tecavüz ediliyor, hor görülüyor,döğülüp, öldürülüyor, ikinci derecede yaratık olarak görülüyor.

Çok üzülerek ifade edeyim ki, kendilerine itimat ettiğimiz din bilginleri  de susmakta, sanki onları destekliyorlar mış gibi susmaya devam ediyorlar.
Ne yazık ki, dinimizi kendi çıkarlarına alet etmeye, orta çağın yaşamına götürmeye çalışanların içinde, profesörler, öğretim üyeleri, partililer, alaylı ve mektepli imamlar, dekanlar bulunmaktadır.
Özellikle odaklandıkları kadınlarımız. Kadınlarımızı obje olarak kullanıp belden aşağı konuları, erkek olsun kadın olsun  fetvalarıyla dimağlara yerleştirmeye çalışmaktadırlar. Böylece ahlak da düşmekte, kadınlarımız bir köle, hizmetkar,seks objesi olarak görülmeye başlanmakta, yasalarımızdaki boşluklardan yararlanılarak , kadın cinayetleri işlenmektedir.
Aşağıda vereceğim somut ve gerçek örnekler nerelere geldiğimizin aynası olacaktır.
Bir ülkede, camına kartopu geldi diye, kartopu oynayan bir gazeteci öldürülüyorsa, "Yağmuru AKP yağdırılıyor" diyecek kadar doğa hareketlerinden yoksun  beyinsizler varsa,  2 yıl zihinsel engelli, 14 yaşındaki bir kıza tecavüz eden bir partinin ilçe başkanı, zihinsel engelli istismarı, çocuk istismarı, makamı kötüye 

kullanma, adam yaralama silahla tehdit suçlarını işleyip, mahkemece serbest bırakılıyorsa, buna karşı çaldığı baklava veya bir simit karşılığı, ve ya düşüncesinden ötürü, mahkemelerimizce mahkum edilebiliyor sa, meclisinde iktidar ve muhalefet MV. lerinin  sopa ve çekiçle birbirlerine saldırıp kan akıtılıyor sa, 14 yaşındaki bir öğrenci, havalı tüfekle sınıfa girip tehdit savurabiliyor sa, 14 lira için bir kadın  öldürülebiliyorsa, 16 yaşındaki bir lise öğrencisi, aynı yaştaki arkadaşını pompalı tüfekle öldürüyorsa, 12 yılda 5325 kadın öldürülüyorsa, gösteri ve protestolar için sokak  ve meydanlarda  çocuklar ve kızlar, biber gazı, boyalı su ile karşı karşıya getiriliyorsa,  yerlerde sürükleniyorsa, öldürülüyorlar sa, mahkeme koridorlarını yöneticilere yapılan hakaret dosyaları dolduruyorsa, intiharlar çoğalıyor, katiller, mahkumlar  itibarlaşıyor sa, kadınlı erkekli horon haram deyip, MV aday adaylığı için soyunuyorsa, Suçluların hadım olması isteniyorsa, Aile yapısı çöküyorsa, genç bir kıza tecavüz 

edilip, elleri kesilip öldürülüp yakılıyorsa, uyuşturucu belası ilkokullara kadar  giriyorsa, laik eğitim isteyen öğrenciler hapishaneye atılıyorsa, cadde üzerinde karısını bıçaklıyor, kurşun yağdırıyor sa, bir çocuk, annesini, oğlunu, karısın gözünü kırpmadan öldürebiliyorsa, "Siz de mini eteği giyip, soyunup, laik sistemin ahlaklaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın" diyen bir yobaz, MV adaylığını düşünüyorsa, bir polis amiri, kin kusarak, polisin boynundan tutarak "sık ulan sık" diye bağırıp, halkın üzerine biber gazı sıktırıyor sa, Doktorlar, mimarlar, öğrenciler, öğretmenler, işçiler, madenciler, avukatlar, kadınlar, halk sokaklarda protesto yürüyüşleri yapıyorsa, Barolar birliği gazetelere  sayfa , sayfa iç güvenlik paket aleyhine  ilan veriyorsa, bir vali ilkokul sınıfında, yazı tahtasına Arapça harflerle,  "sağlık için süt için" yazabiliyorsa, Uluslar arası basın özgürlüğünde 149. basamakta ise,  adında  Milli   sözcüğü olan  Milli Eğitimde, dini amaçlı 12 yılda 3 kez sistem değiştiriliyorsa, bir vatandaş gittiği yabancı bir ülkede, kendi Cumhurbaşkanını görünce,kaçıp mekan değiştiriyorsa bir şeylerin ters gittiğinin işaretidir. Bu tersliği de oluşturan aşağıda yazacağım, bazı mürekkep yalamışların fetvaları ve onlara göz yuman, iştirak eden yöneticilerimizdir.


Fetva verenlerin adlarını yazmayacağım. Her ne kadar kendileri isimlerini  açıklamaktan sakınmıyorlarsa da ben onlar gibi düşünmüyorum. Çünkü onlar isim vererek, iktidarca ödüllendirilmeyi beklemektedirler.

"Sigorta yaptıran dinden çıkar."
Bir bayan danışman:  " Kocama arkadaşımı tavsiye ettim, ikinci bir eş almasına müsade ettim."
Bir partinin üye tanıtım sorumlusu:  "Örtüsüz kadın, perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır, ya da kiralıktır"
"Ana bir, bacı iki. Gerisini salla s......"
Bir Prof: "Evlilik dışı cimada, kadına recm ile ölüm"
"Kadın yüzünü kapamalı."
"Dar giysi tesettür olmaz."

"Dekolte giyenlere tecavüz ederler."
"Parfümlüye cennet haram."
"Saç boyamak caiz değildir."
Bir bayan yazar: "Kadına  şiddet erkeğin hakkıdır."
Bir yönetici: "Kızlı erkekli aynı evde ne yapıyorlar belli değil."
Aynı yönetici: "Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz. O fitrata tersdir."
Bir MV: "Tecavüzcü, kürdaş yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur."
"Kürdaşı bir cinayet olarak görüyorum."
Bir MV. kadın gazeteciye: " Ben de sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam...."
Bir Prof: "Kadın erkekle tokalaşamaz."
"Kadın dokuz yaşında evlenebilir." Bir başkası bu yaşı 6 ya indirdi.
"Erkek 4 kadın alabilir."

"Kadın ve gavurdan tanık olmaz."
"Akraba evliliği caizdir."
"Doğum kontrolu yasaktır."
"İz bırakmadan kadınlarınızı döğebilirsiniz." 
Bir yazar, Özgecan için "Kız kuyruk sallamasaydı erkek gelmezdi."
Bir aydın müsveddesi: " Annen de olsa diz kapağının üstü tahrik eder."
"Evde oturup, çocuk doğurun, erkeklerin gönlünü yapın."
Bir Prof: "Konuşurken kırılmamalı."
"Kadının evden çıkması caiz değildir."



"Çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapar."
"Kadınları, erkeklerin yaptığı her işte çalıştıramazsın."
"Makyaj yapan kadının kaportası bozuktur."
Bir partili:" Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor."
"Hamile kadın sokakta dolaşması terbiyesizliktir." 
Başı kesilerek çöpe atılan Münevver için İst. Valisi:" Kızlarına sahip çıksalardı."
Bir yönetici: "Kadın iffetli olacak.  Mahremi, na mahremi bilecek, öyle herkesin içinde kahkaha          atmayacak."
"Ahirette, okulda öğretilenleri sormayacaklar" diyerek pankart asıp "Baba beni okuldan al"çağrısı yapan kızlar.
"IŞID ın kadınlara yaptıklarını onaylıyorum."
" Kadınların mezarı daha derin olmalı. "
Öz kızını taciz eden babayı Diyanete şikayet eden anneye, Diyanetin cevabı: "Baba özür diliyorsa affet. 

Kocasının baskısını hakime şikayet eden kadına hakimin tavsiyesi: "30 yıllık  kocanın suyundan git."
" Aleviler abdest almadıkları için zaten cehennemlikler. Lanetli bir ırk. Tecavüz edilmelerine bir sakınca yok " diyen bir kadın yazar.
Yukarıda alenen söylenenler neden 12 yıl önce söylenmiyordu da şimdi söyleniyor? "Köpeksiz köy buldular değneksiz geziyorlar" özlü söze uygun.
Aşağıdaki  görselleri de  görüşünüze sunuyorum.
 Yorumları size bırakıyorum. Sadece şunu söylemek istiyorum.

"Atatürk'ün çok zorluklarla kurduğu bu ülkeyi yıkmaya çalışanlar çok olmuştur. Hiç biri başaramamıştır.Bu  topraklar üzerinde tek bir laik, tek bir Atatürk devrim ve inkilaplarına bağlı, Atatürk sevdalısı kalana kadarda muvaffak olamayacaklardır. Bu da şu demektir ki  "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet  payidar kalacaktır." Hiçbir güç ve kuvvet anasından doğmadığı gibi doğmayacaktır. Allah, kendini kandıranların yanında değil, gerçek müslüman ve Atatürk'çülerin yanındadır."