1 Aralık 2010 Çarşamba

ÖNEMLİ GÜNLER

 24  ve  28  KASIM’  IN   DEĞERLENDİRİLMESİ
Burhan  Bursalıoğlu

24  KASIM  ÖĞRETMENLER  GÜNÜ


24  Kasım Öğretmenler gününü buruk bir heyecanla beklerim.  Senede  bir  gün  kutlanan bu günde, yazarlardan, Milli Eğitimin her kademesinden,  Bakanlıklardan, Hükümetten  öyle güzel altın  sözcükler  gelir ki, bunları duyan yabancı bir vatandaş “Türk öğretmenleri  ne kadar şanslılar. Helal olsun “ der.
Asalında bizde öğretmenlik mesleği, meslekler  içinde hor görülen, en tehlikeli, en sahipsiz, en garip, görev başında en çok özen ve dikkat gösterilen, en çok emek gösterilen, en çok konuşulan, en çok yerden yere vurulan,  buna karşı en çok kıskanılan, istenen, sevilince tam sevilen, garip bir meslektir.
Milli Eğitim öğretmen yetiştirir,  atamak için kurada adı çıkmazsa yıllarca bekletilir. Çıkarsa, bir dağ köyüne gönderirler, ne arayanın, ne de soranın olur. Senede, belki de iki senede bir gelen müfettiş te, bir an önce  gitmek  için kısa bir gözlem yapar ve uzaklaşır. Bunun adı da “teftiş olur.”

Eğer gidilen okul ve çevre  problemli ise kendini olayların içinde bulur, başının derde girmesi  yanında, hayatından da olabilir.
Bekarsa evlenemez, evli ise geçinemez, Hata yapar veya üstleriyle ters düşerse yanmıştır. Dama taşı gibi köyden köye kentten kente, okuldan okula dolaştırırlar. Zayıf iradeli ise, bir sağdan bir soldan çekiştirilir. Emekli olana kadar, sabit bir mekan hasreti çeker. Aileler parçalanır, birleştirilmesi büyük sorun olur.

Öğretmenin  aldığı  maaş  onu  başkalarına boyun eğdirtir.  Şeref ve haysiyetini on paralık ettirir. Boş zamanı değerlendirip, eve maddi katkıda bulunmak amacıyla eğri boyunla, iş verenlerin ayagına gidip iş ister, çoğu kez de  mesleğini gizler. İşe alındığında sevinir mi üzülür mü bilinmez ama karışık duygular içinde olduğu muhakkaktır.  Kafasındaki sorunlardan biri de öğrencilerine   yakalanmamak. Bunun için de  saklanır, kaçar ve görünmez olur.
İşte öğretmenlik böyle garip bir meslek. Bu mesleği böyle garip duruma getiren güçlü odaklar, düşüncelerinden, planlarından, tasarımlarından vaz geçene kadar bu iş böyle devam edecektir.    Çünkü ,  bu,  öğretmenleri ve bu mesleği yücelten Büyük Önderimiz Atatürk’ün sözleri karşısında, kıskançlık krizine girenlerin  intikamı dır. Bunun için, öğretmenlik ve öğretmen perişan durumdadır.
24 Kasım’ları, buruk içinde beklememin nedeni, büyük güç sahiplarinin, siyasi odakların, hacıyatmazların , mangalda kül bırakmıyacak şekilde  öğretmenleri göklere çıkarır gibi nutuk atmalarını  merakla   beklememdir. Söylenenleri de  garip şekilde gülümseyerek geçiştiriyor ve  bu insanların,  görmediği,  tanımadığı,  nasıl yaşadıklarını bilmeyenlerin  ahkam kesmelerine de şaşırıyorum.

Öğretmenin kaderi de böyle sürüp gidecek.
24 Kasım ‘ dan önce, yıllarca müdürlük yapıp, emekli olduğum Emirgan İlköğretim Okulu idareci ve öğretmenleri  tarafından, öğretmenler günü kutlamalarına davet edildim.  Emekli olmuş öğretmen arkadaşlarımında davet edildiğini gittiğimde gördüm. İşte, öğretmeni  gururlandıran,  göz yaşı döktürten bır uygulama. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen aranmak çok onur verici bir olay.
24 Kasım’da okula gittim. Öğle saatlerinde  tören başlatıldı. Okul Müdiresi  Emine Hanım, Sarıyer’de yapılan kutlamaya katıldığı için yoktu.
İlk konuşmayı bana verdiler. Günün anlamı hakkında düşündüklerimi  kısaca ifade edip , okul idareci ve öğretmenlerine, bir buket çiçek veren, öğrenci temsilcisine teşekkür  ettikten sonra, öğretmen ve öğrencilerin,  güne uygun konuşma ve şiirler okundu.  Tören sonuna doğru gelen Müdüre  Hanım da kısa bir konuşmayla öğretmenlerin ve bizlerin günümüzü kutlayarak töreni sonlandırdılar. Tören sonunda, Okulun hazırladığı  ikram için odaya geçtik. Orada da sohpete devam ettik. Müdüre Hanımın herkes için hazırladığı  küçük hediyelerini  alarak ,  28 Kasım günü,  okulda  buluşulması düşünülen Emirgan İlkokulu mezunları  için izin isteyip , izini de alıp teşekkür  ettikten sonra  ayrıldık.

28  KASIM  PAZAR


Emirgan İlkokulu mezunları  ve  öğretmenlerinin 5 yıldır sürdürdükleri   birlikte olma  geleneksel  toplantısı  28  Kasım Pazar  günü Emirgan İlköğretm Okulunda  yapıldı.

Okul Müdüresi, zamanımdaki öğretmenler ve mezun ettiğimiz öğrencilerimiz le  50 nin üzerinde bir kalabalık oluşturmuştuk. Bu sene yeni gelenlerin ve bir yıllık hasretlerini giderenlerin sarmaş dolaşları görülecek sahnelerdi.
Bu arada, daha önce çalıştığım Cihangir İlkokulundan öğrencim olup tiyatro oyuncusu olan Konuralp Sunal’ın da gelmiş olması beni çok mutlu etti.

Kısa konuşmam sonunda, okul çalışanlarına, Müdüre Hanıma,  gelenlere teşekkür ettim.
Benden  sonra,  birlikte çalıştığımız öğretmenlerden Ayten Fezikoğlu, Cafer Hergünsel, Müzyel Fazla, Nihal Özcam Hüseyin Bilgin, Yasemin Eroğuz Aysel ve Sunay öğretmenler kısa anılar anlattılar. Daha sonra okul Müdüresi Emine hanım söz alarak, “Bu  tür toplantıların sık sık yapılmasını, arada geziler düzenlenmesi, ziyartetler yapılmasını  arzuladığını  ve okulun tüm mezunlara açık olduğunu, toplantıyı düzenleyenlere de teşekkür  etti.


Müdüre Hanımdan sonra, 35 yıl önce ezberlediği, mezun gençlerden  Tuncay Birdal’ı alkışlarla sahneye davet ederek gür sesiyle şiirini dinledik.
Sohpet ve eğlencemiz ikram odasında da devam etti.


Bu sene tüm gençlerde hissettiğim bir burukluk sezdim. Sebebini de hemen farkettim. Bu yaz aramızdan ayrılan, genç yaşta kaybettiğimiz Tomris Elmaslar’ın üzüntüsü idi. Öğretmen ve öğrencilerin Tomris hakkındaki  düşünceleri dile getirilerek sohpetler  geç saatlere kadar  devam etti.
2011 yılının  20   Kasım’ında tekrar bir araya gelme umuduyla  ayrıldık.