13 Mayıs 2011 Cuma

YAŞAM


Mehmet Y.Yılmaz'ın 06.05.2011 Hürriyet'te sansüre uğramış yazısı

Sevgili Arkadaşlar,


"Düşünmek, akla zarar..." diyorlar ya,,,,, Yakında, AKLI'mızla da uğraşacaklar, herhalde...

 AKILLAR ŞİMDİDEN İSYANDA...

Sevgilerimle,

FLAŞ! Hürriyet yazarına sansür!

aHürriyet gazetesi gazetede basılan bir yazıyı internet sitesinde sansürledi. İşte sansürlenen o yazı ve sansürün ayrıntıları...

Basit bir ‘bakkal hesabıyla’ Kanal İstanbul!

Başbakan’ın bir işadamının 30 milyar dolar yatırmaya hazır olduğunu söylediği kanal projesi ile ilgili basit bir hesabı, Mülkiyeli bir hesap uzmanı arkadaş yaptı.

Bu hesabı yaparken de kanalın geçeceği arazinin deniz seviyesinden 50 metre yükseklikte olduğunu varsaydı, daha yüksek tepeleri dikkate almadı.

200 metre eninde, 50 metre derinliğinde bir kanal kazılacağını varsaydı. Malum iki kenara beton dökülecek, kanalın tabanı da beton olacak, temel atmak, demir döşemek vs. gerekiyor.

Bu durumda deniz seviyesinin altına inmek için 100 metre ortalama derinlikte bir kazı yapılacak. 200 metre en, 100 metre derinlikteki ve 50 kilometre uzunluğundaki kazı alanından çıkacak hafriyat 12.5 milyar metreküp tutuyor.
Kaya ve toprak özgül ağırlığının metreküpte 2.8 ton olacağını varsaydı. Toplam hafriyat ağırlığı 35 milyar tona yakın. Her biri 350 ton taşıyan açık havza maden kamyonları ile bu hafriyatın taşınacağını kabul ettik. Bu kamyonlar 100 milyon sefer dolu, 100 milyon sefer boş gidip gelecekler.

Kendi ağırlıklarıyla birlikte 500 tonu aşacak kamyonların kullanacağı yolların açılması gerek, bunu hesaba katmadı.

Kamyonlar ortalama 50 kilometre gidecek olsa toplam sefer 100 milyar kilometre oluyor. Kamyonlar arazi yollarında gidecekler, kilometre başına ortalama 7.5 liralık mazot yaktıklarını varsaysak yakıt giderini minimum 750 milyar lira olduğunu hesaplayabiliriz.
2000 açık havza maden kamyonu alınacağını varsayar ve bunların günde 20 sefer yapacaklarını düşünürsek günde 40 bin sefer ile 2 bin 500 gün boyunca gidip gelecekler demektir.

Demek ki projenin kazı kısmı yaklaşık 8 yıl sürecek.
Bu özel kamyonların tanesini 20 milyon liradan alsak kamyon parkı yaklaşık 40 milyar lira tutar.

20 dev bant taşımalı kazar kepçeden oluşan bir de makine parkımız olmalı. Her kepçe 14 dakikada bir kamyon hesabıyla günde 100 kamyon yükleyecek.
Bu makine parkı için de 2.5 milyar dolara ihtiyacımız var.
Kaba bir hesapla kanalın yüzeyi 20 milyon metrekare tutuyor. Metrekare başına 1 metreküp özellikli beton ve 100 kilogram demir kullanacağımızı varsayıyoruz. Demek ki betonlama maliyetimiz de 6 milyar lirayı buluyor.
50 bin kişinin sekiz sene boyunca 24 saat, 3 vardiya çalışacağını kabul ettik. Demek ki 20 milyar liraya yakın ücret ödememiz var. Vergi, sigorta hariç!

Bu inşaat için yapılacak köprüler, yollar, mekanik ve elektromekanik deniz giriş çıkışları, kanal ve kentleşme için gerekli istimlakler, işin sigortası gibi kalemlere kabalama bir hesapla 8 milyar ayırdık.

Hepsini alt alta yazıp toplayınca 209 milyar dolara ulaştık.

Yani Başbakan’ın müteahhit arkadaşının 30 milyar doları devede kulak kaldı!

Kanal bittiğinde günde 200 geminin ortalama 20 bin lira geçiş ücreti ödeyerek bu kanalı kullanacağını varsaydık. Kanalımızı düz bir alanda yaptığımızı varsaydığımız için yükseltme havuzları gibi geciktirici işlemlerin olmayacağını kabul ettik. Yıllık 1.5 milyar lira gelire ulaştık.

Yani proje kendini yaklaşık 200 yılda geri ödeyecek!
Hesaplarımızın yüzde 50 yanıldığını, fazla şişirmece yaptığımızı varsaysak bile 100 yıl!
Dikkat etmiş olacağınız gibi projenin finansmanı ile ilgili bir maliyet hesaplarda yok.

Trakya’nın Hollanda gibi dümdüz bir alan olmadığını da biliyoruz.

Kanalı bir otoban gibi giren geminin dümdüz geçip gideceği bir alan gibi hayal ettik, böyle olamayacağını biliyor olmamıza rağmen.

Basit bir “bakkal hesabı” bu!

İnternette kolayca bulunabilecek hesaplara dayanıyor.
Başbakan’ın projeyi sunarken yaptırdığı animasyona bakıp ağzı peşin sulananların biraz bekleyip projenin fizibilitesini görmelerini öneririm.


9 Mayıs 2011 Pazartesi

GÜNCEL.



BODRUM’DAN  MERHABA


 Burhan Bursalıoğlu

Bodrum sezonunu 12 gün önce açtım. “Sezon” derken, yaz ticareti yapıyormuşum gibi algılanmasın.
14 yıldır, bazen  Mayıs’ta, bazen de Nisan’da Bodrum’a geliyor, Ekim sonu veya Kasım’da İstanbul’a dönüyorum.
Bu bahar biraz daha erken geldim. Şevval’in okul çıkışı sonrası yalnız kalmama problemi çözüldüğü  için erken gelmemizi sağladı.
Burada bazı sürprizlerle karşılaştık. Kışı yağan şiddetli yağmur ve fırtınalar, oluşan seller nedeniyle bazı tesisatların arızanlanmasına neden olmuş. Telefon çalışmıyor, internet yok, güneş enerjisi kazanından  sızan suyun evin duvarlarına yaptığı tahribat, daha sonra su pınarının  arızalanması, Bilgisayarın 2 gün çalışıp 3. gün  açılmaması  aksiliklerdi.
Bilgisayarın açılmaması ilginçti. 2 gün çalıştı 3. gün sabahı açılmayınca, tanıdık  bir bilgisayar ustasına durumu açıkladım.  “Kasayı aç,  fişi  prizden çek, saç kurutma makinesini çalıştır, uzaktan bir iki dakika  kasanın içine tut, sonra  çalıştır” diye yapmam gerekenleri söyledi. Aynen uyguladım, o günden bugüne dek bilgisayarım çalışıyor. Kışın bilgisayarım burada kaldığı için nemlenmiş. Kurutunca çalışırmış.  İlk etapta 2 gün  açılır, sonra  açılmazmış. Belki bilenleriniz vardır ama, ben ilk defa duydum ve uyguladım. Diğer sorunları da kısa zamanda çözdük.


Sel, yağmur ve fırtına gerçekten Bodrum’a çok zarar vermiş. Duvarlar çökmüş, birçok eve sular girmiş, yazlıkların içine sular girmiş, rutubet yapmış, en çok da yolları harap etmiş. Arabayı çukurlara düşürmemek için cambaz olmak gerekiyor. Her taraf  tehlike yaratacak kadar oyuk,çökük ve aşınmış. Anadolu dan ki herhangi bir köy yolu daha iyidir. Bu derece kötü. Herhangi bir onarım çalışması da yok. 3-4 gün önce Bodrum’a indim. Belediye Başkanı Sayın Mehmet Kocadon şehrin geniş caddelerini daraltarak geniş yaya kaldırım yapma çalışmasını başlatmış, sahil şeridindeki  caddenin yapımı nedeniyle de trafiği deniz kenarından, yaya yolundan vermişler. Eski marinaya kadar böyle devam ettiği için de trafik felç. Caddelerin daralması bir yönden iyi. Arabaların park yapma olasılığı kalmıyor. Kaldırımların da genişlemesi, yayaların  hareketlerini rahatlatıyor. 


Ara yollarda  herhangi bir çalışmanın yapılmaması, halkı kızdırmıyor değil. Ama ara yolların yapımı için topu, karayolları, özel idareye , özel idare belediyeye, belediye de hem karayollarına , hem de özel idareye  atıyorlar.  Zararını halk çekiyor.


 Ama yapacak bir şey de  yok. Herkes seçim  telaşında. Bodrum’da CHP olduğu için işler ağır aksak gitmekte.Ana caddelerde ise yoğun biçimde çalışmalar var. Örneğin, Bodrum- Turgut reis ana yolu 4 şerit olacak şekilde genişletiliyor. Kısım, kısım yapılıyor. Kimi yerler yapılmış kimi yerler daha yeni başlanmış. Biterse bu yollar çok güzel olacak,

Selin  bozduğu yollar, tarla ve bahçelerdeki zararı yeni görenler var ki, birçok yerde beton kanallar açılmakta, suyun,selin akışını kontrol altına  alıyorlar. Bunlar bitene kadar da  arabalarda parça kalmıyor.
Geldiğimden  bugüne dek yağmur yağmadı. Ama zaman, zaman gökyüzü karardı, zaman, zaman da güneş  ısıtmaya çalıştı. Hava sıcaklığı 21 dereceden aşağıya düşmedi. Geceleri ise sıcaklık 15 dereceye kadar düşüyor.  Rüzgar olmadığı zaman her şey güzel. Rüzgar soğuk estiği için ısıyı düşürmekte. Ama biz, yemeklerimizi bahçede yemeyi de ihmal etmiyoruz.  Kuşların cıvıltıları, çiçekler arasında, mis gibi havada, etrafımızdaki kedilerin arkadaşlık etmeleri de ayrı bir zevk. Yamaçlarda sarı, sarı katır tırnaklarının güzelliği de,  doğayı daha da güzelleştiriyor.


Turizm sektörü ve esnaf sezon hazırlıklarını bitirmek üzereler.  İnşaatlar,  onarımlar, tadilat ve düzenlemeleri  Mayıs sonuna kadar bitirilmesi  için uğraşmaktalar. 1 Haziranda inşaat yasağı başlayacağı için  herkes işlerini bitirme telaşında.
Henüz  sektör hazır olmamasına rağmen, Bodrum ve Turgut reis’te  dikkati çekecek kadar turist kalabalığı görülmektedir.