17 Eylül 2014 Çarşamba

EĞİTİM



YOZLAŞTIRILAN EĞİTİM




Burhan Bursalıoğlu


2014-2015 öğretm yılı 15 Eylül 2014 de başladı.
17 milyon öğrenci, istikballerini hazırlamak amacıyla okullara akın ettiler. Hayallerindeki  meslek sahibi olmak, veya  baba mesleğini elde etmek  için  okullarda dirsek çürütmeye başladılar.
Gerçekten hayallerindeki meslek sahibi olma şansları var mı? 12 yılda , 5  Milli Eğitim Bakanı değişiyor ve her bakan kendi kafasındaki  eğitim şeklini uygulamaya koyuyorsa o çocukların kafalarındaki mesleği edinme şansları asla olamaz.
Gelen  her Bakandan sonra,   değişen müfredat,  değişen sınav, değişen okular olunca, şahsileşen  ve Milliliği yok olan  eğitim ve öğretimde başarı olamayacağı gibi, öğrencilerin hayalleri de hayal  olur.
Dünyanın neresinde, her öğretim yılı değişen sınav vardır? Dünyanın neresinde öğrencinin istemediği bir okula  yazılıyor?  Dünyanın neresinde, eğitim öğretim başlarken 10 bin okul müdürü görevden alınıyor? Dünyanın neresinde bir öğrenci evinden 50-60 kilometre uzaktaki okula  gidip gelmeye mecbur bırakılıyor?
Var mı? Var. Bu ülke Türkiye’dir. Türkiye’de  düz devlet okulları  kadar İmam Hatip okulları var. Bina yetmiyor, düz okulların  sınıfları, İmam hatip öğrencilerine ayrılıyor.
Düz Devlet okullarına tercih yapmayan öğrenc iler, istemedikleri, tercih yapmadıkları halde İmam Hatip okullarına kayıt yapılıyor. Dini değişik olan, azınlık  öğrenciyi   İmam Hatip okuluna  kayıt eden zihniyetten  başka ne beklenebilir?
Böyle bir zorbalık olur mu?  Maalesef oluyor. Çünkü burası Türkiye.
8 bin, 10 bin  okul müdürünü , puanlamayı bahane ederek, aslında kadrolaşmak için görevden alan Bakanlığın, bağırarak. “Hayır, onlar yetersiz, çevre istemiyor, eğitime zarar veriyorlar, bilgileri yeterli değil, yöneticilikleri yetersiz “ dese kim inanır? Bu milleti aptal yerine koyuyorsa bu gerekçeleri sıralayabilirler.
Tüm okul müdürleri için yaptıkları puanlamada, okul aile birliği, okul öğretmenleri ve velilerden, müdür hakkında sorular alınıyor ve tam puan 40 oluyor. Tamamı 100 puan olan listedeki soruların, 60 puanlık kısmı  Milli Eğitim müdür ,müfettiş, kaymakam gibi yöneticilere soruluyor ve tüm puanlama sonucunda en az 75 puan alan müdür görevde kalıyor, diğerleri sınıf öğretmenliğine atanıyor, veya emekli   ediliyor.
Bir okul müdürü okulda, çevrede,  seviliyor, müfettiş raporlarında başarılı rapor alıyorsa o müdür , o okula  bir şeyler kazandırıyor demektir. Yönetic iliği, davranışı, okul eğitimi taktir ediliyor demektir.
Bir müdür, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, aile birliği, varsa vakıf ve dernek yöneticileri, çevredeki sivil,esnaf ve kamu çalışanlarınca seviliyor, taktir ediliyorsa, üst yönetim, eğitimdeki verimi düşünerek, o müdüre dokunmaması lazım. Böyle bir müdür, bölgenin  Milli Eğitim Müdürüyle, kaymakamı ile çakışabilir. Burada  önemli olan , müdürün başarısıdır. Yani çevrenin verdiği 40 tam puandır. Gerisi fasa fisodur.
 Ama, okulunda Atatürk köşesini kaldırmıyor, mescit açmıyor, ders saati içinde camiye gideceklere izin vermiyor, Atatürk devrimlerinden ödün vermiyor. İşte bu olmadı. O müdür, bu günkü yönetime yaramazzzzzz. O halde yarıyan bir müdür gelmeli. İşte amaç bu .Kadrolaşma.
 Eğitim ve öğretimi dini vecibelere paralel duruma getirmek. İktidarın her dediğini yapan, uygulayan ve destekleyen müdür getirilmeli ki, ileride yapılacaklara engel olunmasın. 
Gelecek senelerde  müdürlerin bu gün uğradıkları  kıyıma,   öğretmenlerin de uğramayacağı garantisi yok. MİLLİ EĞİTİM gidecek,  “ İktidar eğitimi  “ veya     “AKP Eğitimi “ adı ile bol bol imam yetiştirilecek.
Her mesleğin başına “imam” sözcüğü gelecek.   “ İmam,hakim, imam mühendis, imam öğretmen, imam general, imam savcı “ gibi.
Maalesef, eğitimimiz her geçen zaman içinde yozlaşmaktadır. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin  sonlandırılmaya çalışılmasıdır.
Eğitimimizdeki yozlaşma sadece bu kadar değil tabii ki. İleride, kitaplar, konular, binalar disiplin konularinda da  görülen aksaklıklardan bahsetmefırsatım olursa, sizinle paylaşacağım.
Tüm öğrencilerin, hayallerinin gerçekleşmesini   diliyor, sayın velilerimize de Allah yardımcı olsun.


NOT: Bir müddet önce, 27 Ağustos'ta,  TURK partisi yöneticilerine birkaç soru tevdi etmiştim. Cevap vereceklerini söylemişlerdi. Bu güne kadar cevap gelmediği için  okuyucularıma sözümü yerine getiremiyorum. Özür dilerim.