1 Temmuz 2010 Perşembe

G E Z İ

UYKU VADİSİ

Burhan Bursalıoğlu

Bodrum deyince akla sadece deniz ve sıcaklık gelmektedir. Oysa ki, Bodrum’un gezilecek, görülecek, piknik yapılacak çok güzel,enfes yerleri var.
Bunlardan biri de Uyku Vadisidir.

Rivayet o ki, Asırlar önce Milas’da  kuyumcuıluk yapanYahudiler yaşarmış.  Bir gün eşkiyalar gelip en büyük kuyumcuyu soyarak kaçmışlar. Görgü tanıklarının ifadeleriyle, zaptiyeler takibe başlamış.. 3 gün sonra vadide, değirmenlerin yanında, eşkiyaları uyurken buluyorlar. O kadar derin uykudalarmış ki dürterek uyanamamışlar. Soğuk suyu dökünce uyanmışlar. Altınlarla birlikte yakalanmışlar. İşte o tarihten itibaren bu yöreye Uyku Vadisi denmiş.

29 Haziran Salı günü, sitemizden, 5 aileli 15 kişi, 4 araba ile , saat 17 de, siteden çıkarak Milas’a doğru hareket ettik. Bodrum-Milas yolunun 30. kilometresinde, Ağaçlıhöyük –Gökçeler sapağından sağa dönüp.rahatsız etmeyen yollardan ve köy içlerinden geçerek, etrafı yer, yer çıplak kayalıklı orman ağaçlarıyla kaplı, vadinin ortasından akan dere boyunca, zeytin, ceviz, çınar ağaçları, değirmen, restorant, bar ve çocuk parkı bulunan hedefimize ulaştık
.
Bol sulu şelale, suyun döndürdüğü değirmen çarkı, kısım, kısım, akıntılı, içinde alabalık yetiştirilen göller, meyve ağaçları, yüzme havuzu, çok uzun bir yürüyüş parkuru, dere boyu yüründüğünde rastlanan sarkıt , dikit ve traventerlerle bezenmiş,İncirli mağaranın kükürtlü, solumaya değer havası Uyku Vadisinin başlıca özellikleri…

Uyku Vadisinin doğal yapısı şaşırtıcı. Aramızda bulunan arkadaşımızx, araştırmacı gazeteci, aynı zamanda doğa araştırmacısı olan Ahmet bey, ortaya bir soru attı.
Burası vadi mi, kanyon mu?” Tartışma sonun da “vadi “ ağırlık kazandı ama, Ahmet bey pek de tatmin olmadı.

Gezme,görme faslı bitince, önce çay servisi yapıldı . Bu arada da yemek siparişlerimizi verdik. Balıktan kavurmaya, testi kebabından köfteye, tavuktan karışık ızgaraya , sebze yemeklerinden et yemeklerine kadar ne istendiyse, karşılığı olan zengin bir mutfak. Böyle bir masaya yakışan da rakı olur. Aksisi hakaret olur. Araba da kullanacağımız için tedbirli davrandık ama, hava okadar etkili ki, rakının tesirini dahi anlamıyorsun.

Saat 21 e kadar çok güzel  vakit geçirdik. Kısaca, gittik, gördük, gezdik, yedik içtik, oksijeni bol havasını aldık ve döndük
Hesap mı soruyorsunuz? 15 kişi, yekün 160 ( Yüz altmış) lira .

28 Haziran 2010 Pazartesi

İLGİNÇLİKLER




VARSA  YAZIN
 Burhan Bursalıoğlu
Öyle anlar oluyor, öyle şeylerle karşılaşıyorsunuz ki bunları tanımlamak zor oluyor. Bildiğiniz  kelimeler yetersiz kalıyor ya da durumu anlatacak kelimenin henüz icat edilmediğini fark
ediyorsunuz. Kendi , kendimize de “amma cahiliz be” diyoruz.
Demet Erel bu tür durumlar için bazı kelimeler üretmiş ve Türkçemize armağan etmiş.

Bu “yeni!” kelimeler aslında komik. Ancak yerli yerine oturduğunda aslında ibretlik. Gelin yeni kelimelere birlikte  bakalım.

* ÇAYYAŞ: Sabahtan akşama kadar çay içen bağımlı kimse. Türkler kahveden çok çayı severler.

* DEKILTE: Görgüsüz, kıro erkeğin ipek gömleğinin önünü derin açarak sergilediği kıllı ve altın kolyeli göğsü. Nedense bazı kadınlar erkekte kıllı göğsü seksi bulurlar.

* HİÇ ÇAMAŞIRI: Varlığı ile yokluğu belli olmayan kadın iç çamaşırı.

* DUŞÜNÜR: Duş alırken gelen ilhamla ülke sorunları, hayatın anlamı veya benzer derin konulara kafa yoran ve özgün fikirler üreten entelektüel ve temiz kimse.

* CİNEKOLOG: “Kızım, senin içine cin girmiş” diyerek kadınların oralarını buralarını elleyen, cinsel tacizde bulunan hoca, üfürükçü,

* KANKAMATİK: Yolsuz kaldığınızda borç para aldığınız yakın arkadaş.

* EFEMDİ: Davranışları ve sözleri kadınsı olacak kadar nazik, yumuşak ve ince erkek.

* İÇERDÖĞER: Her akşam bir yerde içip, eve zil zurna sarhoş gelip karısını, çocuğunu döven hayırsız koca, kötü baba, zayıf karakter.

* SİNİRBAZ: Nasıl olduğunu anlayamadığınız ve çözemediğiniz bir şekilde, sizi her defasında sinirlendirebilen özel kimse.

* HAFIZAPPİNG: Bir şeyi hatırlamaya çalışırken hafızanızda attığınız hızlı tur.

* LAFIZA KAYBI: Söyleyeceğiniz sözü unutmanız.

* KELDİVEN: Saçı olmayan erkeklerin, kafalarını soğuk hava, yağmur gibi dış etkilerden korumak için kullandıkları şapka, peruk gibi gereçler.

* MARKALEMUN: Saç şeklini ve rengini üzerindeki marka giysiye göre değiştiren, dış görünüşüne aşırı önem veren boş ve sığ insan.

* JELOĞLAN: Saçlarına bir kutu jöle sürmeden asla insan içine çıkmayan, görünüşüne fazlasıyla düşkün genç erkek. Derler ki uzun süreli jel kullananlar sonunda “jeltoş” olurlarmış.

* TÖ BE OR NOT TÖ BE: Uzun yıllar yasadışı faaliyetlerle uğraşan kulağı kesik şahsın hapisten çıktıktan sonra, aynı pis işlere bulaşmakla sakin ve namuslu bir hayat yaşamak arasında yapması  gereken zor seçim.

* KEŞPORTACI: Sokağa tezgâh açmış uyuşturucu satıcısı.

* SHOPŞAL: Büyük alışveriş merkezlerine gidip saatlerce aylak aylak dolaşan, mağazaların önünde dakikalarca dikilip boş boş vitrine, içerideki bayan görevlilere bakan işsiz, güçsüz ve alık kimse.


* ŞENFORMASYON: İyi, müjdeli haber.

* TÜKÜRÜKÇE: Konuşurken ağızlarından çok fazla tükürük saçan kişilerin ana lisanı.

* ZIRVANA: Aptallığın en aşmış noktası. Zırvanın zirvesi ve nirvanası. Salaklığın ulaşılabilecek en üst seviyesi.

* TEMBESİL: Çok zeki olmamasının dezavantajını çok çalışarak kapatacağına, bütün gün yan gelip yatan  tembel ve akılsız öğrenci, kimse.

* TINTINAGER: 13-19 yaşlarında boş ve cahil genç.

* NOTLAKÇI: Üniversitede derslere girmeyen, sınavlara başkalarının notlarından fotokopi çekerek hazırlanan beleşçi ve hayta öğrenci.

* KAMPUSIRIK: İş hayatından korktuğu için bütün eğitimi boyunca kampüsün içinde saklanan, bu nedenle de şirketleri ve iş ortamını tanıma fırsatını kaçıran üniversite öğrencisi.

Sizin yeni kelime önerileriniz var mıdır? Varsa anlamlarıyla  yazabilirsiniz