29 Nisan 2010 Perşembe

GÜNCEL

İDAM  CEZASI

Burhan Bursalıoğlu

Bir toplumda, fertlerin uyması için bazı kurallar, yasalar konur. Bunu koyarken de, bir kişinin özgürlük sınırı diğerinin özgürlük sınırına kadar olduğu hesaba katılır. Bu düzenlemelerden sonra bir kişi diğerinin sınırını aşarsa, özgürlüğüne tecavüz sayılır. Bu da suçtur.


Toplumdaki fertlerin hepsi aynı karakterde, aynı ruhta, aynı düşüncede ve aynı davranışta değillerdir. Birinin hoşlandığına bir diğeri aşırı tepki gösterebilir. Birinin sevdiğini diğeri sevmeyebilir, hatta nefret edebilir ve hatta yaşamasıni dahi fazlalık olarak görebilir. Bunun gibi birçok ayrılıklar, farklılıklar vardır.

İşte bunları yasa tasnif eder, topluma zararlı olan, kaygılandıran, huzur bozan, bir diğerinin özgürlük sınırını aşanlar için cezalar oluşturur. Çünkü o davranışlar hukuken suç olarak yasada yer alır.

Bu cezaların en ağırı da idamdır. Biraz daha hafifi müebbettir.

Biliyorsunuz, AB nin koymuş olduğu bazı kriterler vardır. AB ye girmek isteyen devletlerin bu kriterlerin hepsine uyma zorundadırlar. Bunlardan biri de , yasalarında idam cezası olanlar , yasadan bu cezayı kaldırma mecburiyetine tutulmasıdır.

1984 yılında cezann uygulanması 5218 nolu yasayla durdurulmuştur. 26 Haziran 2003 tarihinde de Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin Mecliste kabulu va imzasından sonra , tamamen idam yasadan kaldırılmıştır. Böylece toplumda işlenen en kötü suçun cezası hafifletilerek müebbete çevrilmiştir.

1961 yilindan itibaren AB ye girmek isteyen Türkiye, yasalarda birçok değişiklikler yaptı, yapmaya da devam ediyor.

Şimdiye kadar neler değişti, neler değişecek, bunlara değinmeyeceğim. Toplum için bir karar alınacaksa, bunun getirisiyle götürüsü bir kefeye konup farklılıklar tespit edilir. Ona göre hareket edilir. Bizde bu yapılmadı. Direkt Avrupa’nın isteğine uyuldu.

1984 tarihinden sonra cinayetlerin çoğaldığı bir gerçek.” .”Nasıl olsa ucunda ölüm yok. Girerim, bir af çıkar çıkarım, Şunu öbür dünyaya göndereyim, Devlet , nasıl olsa içerde bana bakacak diyenler çok.

İdamın kaldırılması, bu insanlara tekrar suç işleme fırsatı vermiyor mu? Mağdur olan kişilerin ve yakınlarının intikam hırslarını körüklemiyor mu? Bu kişiye, içerde, bir başkasını daha öldürme fırtsatı vermiyor mu? Bu kişilere, içerdeki hafif suçlu insanlara karşı efelenme, baskı kurma fırsatı vermiyor mu? Devlete yük olmuyorlar mı? İdamın caydırıcılığına inanmıyorlar mı?

İdamın kaldırılışı yıllar oldu. Acaba, yetkili kurullar, cinayetlerin daha da çoğaldığını farkında değiller mi? Bunun için tedbir düşünmüyorlar mı?

Özellikle son aylarda işlenen seri cinayetler için neler yapılıyor? Faili yakalayıp içeri atmak adalet mi?

Son üç dört gündür İzmir’deki seri cinayetlerde, keyfi olarak, tanimadığı üç genç kızı öldürdü. 5 ve 6, yı da öldürecekken farkediliyor, Bodruma giderrek sevgilisini de öldürecekken yakalanıyor. Ne olacak şimdi? Müebbet verilecek, Af yasası çıkana kadar yatacak. Ölene veya çıkana kadar Devlet, onun gag dediğinde yemek, gug dediğinde suyunu verecek. Olan kime oluyopr? Suçsuz 3 genç kız ve onlarca ailesine.

Şunu, açıkca ve gönülden teklif ediyorum. Tüm basın, Resmi ve özel kurumlar, Sivil Toplum Örgütlerinin destekleriyle, yetkili kimlerse, “İdam cezasının tekrar yasaya konması” kampanyası başlatılmalıdır. İddiam şu ki, Bu Milletin artık tahammülü kalmadı. Hergün işlenen cinayetlerle, kurban giden masum insanların ölüm haberlerinden usandı. Faillerin, içerde de olsa keyf çatmasına esef ederek, “Bu mu adalet” diye isyan aşamasına geldi. Diyorum ki, Bu toplumun %95 i, belki de tamamı, bu kampanyaya “evet” diyecektir. Meclis te, sonuca göre gereğini yapmalıdır. Her şeyi ile taklidini yaptığımız, Dünya’nın en medeni ulusuna ve idaresine sahip ABD dahi çeşitli ölüm cezaları tatbik ediliyor. ABD bu yönünü neden almıyoruz?

Varsın AB ye girmeyelim. 50 yıl oldu almadılar. 50 yıl daha bekleme tahammülümüz olmayacak. Zaten AB de 10 yıla kalmaz dağılır.

28 Nisan 2010 Çarşamba

T E M İ Z L İ K

Sirkenin inanılmaz marifetleri...


Sirke başlı başına bir mucize.. Hem ilaç hem de mükemmel bir temizlik aracı. Peki sirke nerelerde ve nasıl kullanılır?

Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından da çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz?

Bilgisayar ve çevre birimleri temizler: Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz ve diğer ev ofis araçlarını tozdan uzak tutarsanız daha iyi çalışacaktır. Temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olun. Bir kaba eşit miktarlarda su ve sirke koyun. Temiz bir bezi bu karışımın içinde nemlendirin, asla sprey şişesi kullanmayın. Silmeye başlayın. Klavyenizin tuşları gibi dar yerleri silmek için ise elinizde birkaç pamuk tomarı bulundurun.

Bilgisayarınızın faresini temizler: Eski model toplu farenizi temizlemek için yarı yarıya sirke-su karışımı kullanın. Öncelikle, topu farenin altından çıkarın. Karışıma batırarak nemlendirdiğiniz bezi sıktıktan sonra topu temizleyin ve fare üzerindeki parmak izlerini ve kirleri çıkarmak için farenin kendisini de silin. Topun yuvasını temizlemek için bir parça nemlendirilmiş pamuk kullanın, topu yerine takmadan önce birkaç saat kurumasını bekleyin.

Duman kokusunu giderir: Eğer eti pişirirken yaktıysanız ya da evinizde ard arda sigara içiliyorsa, kokunun en yoğun olduğu dörtte üçünü sirke ya da elma sirkesiyle doldurduğunu bir kase koyarak duman kokusunu giderebilirsiniz. Koku evinizin tümüne dağıldıysa farklı odalarda birkaç kase kullanabilirsiniz. Koku bir günden daha kısa sürede çıkacaktır.

Küf lekesini yok eder: Küf lekelerini çıkarmak için sirkeye başvurun. Sirkeyi ilave havalandırma olmaksızın güvenle kullanabilir ve her yüzeye uygulayabilirsiniz. Sirkeyi banyonun demirbaş eşyalarında, fayanslarda, mobilyalarda, boyalı yüzeylerde, plastik perdelerde ve buna benzer birçok yüzeyde kullanabilirsiniz. Hafif lekeler için, sirkeyi eşit miktarda suyla seyreltin.

Krom ve paslanmaz çeliği temizler: Evinizdeki krom ve paslanmaz çeliği temizlemek için, sprey şişesine koyduğunuz seyreltilmiş sirkeyle ve yumuşak bir bezle parlatabilirsiniz.

Gümüşlerinizi parlatır: Gümüş bilezik, yüzük ve diğer takılarınızın yanında evdeki gümüş eşyalarınızın yeni gibi parlaması için yarım bardak sirke ve 2 yemek kaşığı karbonat karıştırdığınız suyun içinde 2-3 saat bekletin. Sonra soğuk suyun altında durulayın ve yumuşak bir bezle kurutun.

Tükenmez kalem lekelerini siler: Tükenmez kalem lekesi olan yere kumaş ya da sünger kullanarak biraz sirke bastırın. Leke çıkana kadar bu işlemi tekrarlayın.

Yapıştırıcıları, fiyat etiketlerini çıkarır: Çocuğunuzun mobilyanıza ya da duvarınıza yapıştırdığı etiketileri çıkarmak için, kenarlarına ve köşelerine biraz sirkeyi emdirin ve dikkatlice kredi kartı ya da plastik telefon kartıyla kazıyın. Cam, plastik gibi yüzeylerdeki fiyat etiketlerini çıkarmak için üzerine biraz daha fazla sirke dökün, birkaç dakika bekleyin ve temiz bir kumaşla çıkarın.

Makasınızı parlatır: Makasınız kirlendiğinde ve yapışkan olduğunda yıkamak için su kullanmayın. Bunun yerine makasınızın keskin kısmını sirkeye batırılmış bir bezle temizleyin ve sonra kurutun.

Kokan tuvaletinizi tazeler: Öncelikle banyonuzdaki eşyaları dışarı çıkarın, sonra duvarları, tavanı ve zemini, 4 litre suya karıştıracağınız 1 fincan sirke ve 1 fincan amonyak ve ¼ fincan karbonat ile yıkayın. Tuvaletin kapısını açık bırakın ve eşyalarınızı içeriye yerleştirmeden önce içerinin kurumasına izin verin.

Halılarınızı eski haline getirir: Eğer halılarınız eskimiş ve kirli görünüyorsa, eskisi gibi parlak ve canlı görünmeleri için 4 litre suyun için 1 fincan sirke kattığınız suya çalı süpürgeyi daldırın ve bununla halınızı süpürün. Halınızın ucundaki rengi atmış iplikler de ışıldayacak ve bu solüsyonu durulamanıza gerek yok.

Halıdaki lekeleri çıkarır : Hafif lekeler için yarım fincan sirke içinde 2 çorba kaşığı tuzu eritin, bu suyla lekeli yeri ovalayın, kurumasını bekleyip, elektrik süpürgesiyle süpürün.

Daha büyük ve koyu lekeler için, karışıma 2 çorba kaşığı boraks ekleyin ve aynı şekilde temizleyin.

Daha inatçı ve halının içine işlemiş kir ve lekeler için, 1 yemek kaşığı sirke ile bir yemek kaşığı mısır nişastasından macun yapın ve kuru biz bez kullanarak lekenin içine iyice ovalayarak yedirin ve 2 gün bu şekilde bekleyin, sonra süpürün.

Leke çıkarıcı sprey hazırlamak için , şişeyi 5 ölçü su ve 1 ölçü sirkeyle doldurun. İkinci bir şişeyi de 1 ölçü köpüksüz amonyak ve 5 ölçü suyla doldurun. Lekeye bu karışımı yedirin. Birkaç dakika bekleyin sonra temiz, kuru bir bezle kurutun. Leke çıkana kadar bunu tekrar edin.

Mum lekesini yok eder: Romantik bir gecenin ışıltısı olan mumlar, ahşap mobilyalarınızda genellikle leke bırakır. Bu lekeyi çıkarırken, lekeyi yumuşatmak için fön makinesini en sıcak ayarına getirin ve kağıt havluyla kurutabildiğiniz kadar kurutun. Sonra, eşit miktardaki su-sirke karışımına batırılmış kumaş ile ovalayın. Yumuşak ve emici bir bezle kurulayın.

Mobilyalardaki su lekesini çıkarır: Ahşap mobilyalar üzerine bırakılan ıslak bardakların bıraktığı beyaz halkaları çıkarmak için eşit oranda sirke, zeytinyağını karıştırın ve bu karışımı yumuşak bir bezle lekeye uygulayın. Parlatmak için ise başka temiz ve yumuşak bez kullanın.

Buzdolabınızı temizler: Kapının sızdırmaz contası ve sebze-meyve gözleri de dahil buzdolabınızın içini ve dışını temizlemek için eşit miktarlarda su ve sirkeyi karıştırın. Küf oluşumunu önlemek için, iç kapıları ve içteki gözleri bez üzerine sirke dökerek silin. Ayrıca, buzdolabınızın üzerinde birikmiş toz ve kirleri silmek için seyreltilmiş sirke kullanabilirsiniz.

Mikrodalga fırınınızı buharla temizler: İçi ¼ fincan sirke ve 1 fincan suyla dolu cam kaseyi fırının içine yerleştirin ve en yüksek ısıda 5 dakika bekleyin. Kase soğuduğunda, bir kumaş ya da süngeri bu sıvıya batırın ve iç yüzeydeki lekeleri temizleyin.

Kesme tahtasını mikroplardan temizler: Her kullanımdan sonra, tahtaları doğrudan sirkeyle silip temizleyebilirsiniz. Sirkenin içindeki asetik asit, E.coli, Salmonella, and Staphylococcus gibi zararlı mikroplara karşı iyi bir dezenfektandır. Asla su ve bulaşık deterjanı kullanmayın. Çünkü, bu tahtanın liflerini zayıflatır.

Bulaşık makinenizi yıkayabilirsiniz: Bulaşık makinenizin performansını yüksek düzeyde tutmak ve sabun tabakası oluşumunu yok etmek için, ünitenin altına seyreltilmiş 1 fincan sirke dökün ya da üstteki rafa bir kasenin içine sirke koyun. Sonra bulaşık makinenizi bulaşık ya da detarjan koymadan tam devir çalıştırın. Özellikle suyunuz sertse, bunu ayda bir tekrarlayın. Ancak, bu işlemi uygulamadan önce bulaşık makinenizin kullanım klavuzuna bir göz atın.

Porselen, kristal ve cam eşyalarınızı temizler: Cam eşyalarınızı parlatmak için durulama suyuna sirke ekleyebilirsiniz. Cam eşyalarınızı her gün parlaması için, bulaşık makinenizin durulama devrine ¼ fincan sirke ekleyin.

Kristal eşyalarınızı parlatmak için bulaşık makinenizi durulama suyuna 2 yemek kaşığı sirke ekleyin. Sonra, bunları 3 ölçü su ve 1 ölçü sirke ile hazırladığınız su ile durulayın ve açık havada kurutun.

Fincanlardan çay, kahve lekelerini çıkarır: Bunun için, eşit miktarda sirke ve tuzla ovalamayı deneyin, sonra bunları ılık suyun altında durulayın.

Su ısıtıcınızı (kettle) temizlemek için: Makinenizde biriken kireç ve mineral kalıntılarını temizlemek için, 3 fincan sirkeyi 5 dakika süreyle iyice kaynatın ve sirkeyi gece boyunca içinde bırakın. Ertesi gün soğuk suyla durulayın.

Kızartma sonrası temizlik yapar: Kızartma işini bitirdiğinizde ocağın üstüne, duvarlara sıçrayan yağ damlacıklarını temizlemek için, bunları seyreltilmiş sirkeye batırılmış sünger ile silebilirsiniz. Durulamak için soğuk suyla ıslatılmış başka bir sünger kullanın, sonra da yumuşak bir bezle kurutun.

Kızartma tavanızı korur: Kızartma tavanızda 10 dakika boyunca 2 fincan sirke kaynatmak, birkaç ay boyunca yiyeceklerinizin yapışmasını önler.

Mutfağınızın havasını temizler: Mutfağınıza dün pişirdiğiniz yemeğin kokusu sindiyse, 1 fincan suya yarım fincan sirke karıştırın. Ve karışım buharlaşana kadar kaynatın.

Yumurtanızı daha iyi haşlamanıza yardım eder: Yumurta haşladığınız suya litre başına 2 yemek kaşığı sirke ekleyerek, yumurtanızın çatlamasını önleyebilir ve kabuğunun daha kolay soyulmasını sağlayabilirsiniz.

Sebze ve meyvelerinizi temizler: Meyve ve sebzelerinizi yemeden önce, gizli kirleri, tarım ilaçlarını ve hatta küçük böcekleri yok etmek için, 4 litre soğuk suyun içine 4 yemek kaşığı elma sirkesi koyun, sebze ve meyvelerinizi bunun içinde durulayın.

Elinizdeki kokuları çıkarır: Yemek hazırladıktan sonra ellerinize sinen soğan, sarımsak ve balık kokusunu çıkarmak çok zordur. Sebzelerinizi dilimlemeden ya da balıkları temizlemeden önce biraz saf sirkeyle ellerinizi ovalamanız işe yarayacaktır.

Boğaz ağrısını hafifletir: 3 şekilde boğaz ağrısına iyi gelir ;

Nefesinizi tazeler: Soğanlı ya da sarımsaklı bir yemekten sonra nefesinizin kısa sürede güzel kokmasının ve tazelenmesinin yolu, bir bardak ılık suyun içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuzu eritip bununla ağzınızı durulamaktır.

Boğazınız öksürükten dolayı tahriş olduysa ya da konuşmaktan ve şarkı söylemekten dolayı ağrıyorsa, bir bardak ılık suda 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu eritin ve bununla günde birkaç kez gargara yapın.

Boğazınız grip ya da soğuk algınlığından dolayı ağrıyorsa, bir ¼ elma sirkesi ile ¼ balı karıştırın ve 4 saatte bir, 1 yemek kaşığı yutun.

Öksürük ve boğaz ağrısını hafifletmek için, yarım fincan sirke, yarım fincan su, 4 çay kaşığı bal ile 1 çay kaşığı acı sosu karıştırın. Günde 4-5 kez, 1 yemek kaşığı için. Birini özellikle yatmadan önce için. 1 yaşın altındaki bebeklerinize bal vermemeniz gerektiğini unutmayın.

26 Nisan 2010 Pazartesi

G E Z İ

23 NİSAN’DAN FAYDALANDIM


Burhan Bursalıoğlu

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ni geride bıraktık.

Devlet ve özel okullar kimisi okullarda, kimisi de çeşitli açık ve kapalı yerlerde törenler,  gösteriler düzenledi.
 Çocuklar günlerdir bayram ve gösterileri için heyecanlı hazırlık içindeydiler. Tabii biz de bu arada aynı hevecanı duyuyorduk.

.Şevval’in okulu Ata Koleji, Profilo alış veriş merkezindeki İstanbul Tiyatro salonunda hazırladığı gösteriyi sunmayı planlamıştı. Şevval de, çeşitli yörelerden derlenen folklor gösterisinde görev almıştı.

 23 Nisan sabahı erken kalktık. Ufak bir kahvaltı, itinalı hazırlık ve yola düştük. Salon hınca hınc doluydu. Herkes çocuklarını seyre gelmişti, Saat tam 11 de gösteri perdesi açıldı. Biri erkek iki öğrenci programı taktim için görevli olarak , bitene kadar sahnede idiler.

Saygı ve İstiklal marşından sonra, koro çeşitli şarkılar sundular. Daha sonra Türkçe ve İngilizce olarak 23 Nisan’ ın anlamını iki öğrenci anlattılar.

 Trakya yöresinden halk oyunları; İngilizce olarak, yabancı basında Atatürk; dersimiz 23 Nisan draması; horon,; Fransızca olarak Atatürk'ten vecizeler; Michael Jackson’un dansından bir grup öğrencinin gösterileri; 23 Nisan Çiçekleri dramasıİ İngilizce şiirler; kalabalık öğrenci grubundan karete gösterisi; bale ve şiirden sonra, son gösteri folklordu.

 20 kişilik ekibin iyi hazırlanmış olduğu, oyunlarının seyirciye zevk verdiği, son finalde Şevvalin bir erkekle kişisel gösterileri, haklı olarak bol bol alkış aldılar.
 Program bittikten sonra eve döndük.
Havan ın güzel olması, biryerlere gitme, gezme isteğimizi kabartıyordu. Şevval ve annesi yorgun olduklarını söyleyince, eşimle birlikte, bir ziyarete yapmaya karar verdik.
 Bayan öğretmen arkadşlarımdan Gönül , Üsküdar, Bağlarbaşında, bir ay önce restorant, daha doğrusu kebap salonu açmıştı. Oraya şans dilemeye gitmek için, Yeniköy’den dolmuş motoruna bindik.
Hava güzel olduğu için denizde çırpıntı dahi yoktu. Sadece, boğazdan geçen şilep ve gemilerin oluşturduğu dalgalar motora çarparak patlıyordu. 20 dakika sonra Beykoz’a çıktık. Beykozda, 15 F otobüsüne binerek, yoğun trafik kuyruğuna girdik.

 Boğazın, Anadolu yakasında, sıra ile, Paşabahçe, burunbahçe, Çubuklu, Kanlıca, Körfez, Dolaybağ, Anadolu Hisarı, Spor Akedemisi, Küçük Su, Kandilli, Vanıköy, Subay evleri, Kuleli, Çengelköy, Havuzbaşı, Yalıyolu, Beylerbeyi ve Çayırbaşı bölgelerinden geçerek Altunizade’ye geldik. Bir durak sonra Bağlarbaşında indik.

 Allame sokağından aşağıya doğru yürüyerek, 32/ B yi bulduk.
Haberli olan Gönül Hanım bizi kapıda karşıladı. Tabela dikkatimi çekti. “Gönül Çelen”.
 Çok şirin, güzel, tertemiz. Yemek   masaları,   lekesiz, pırıl pırıl örtüler ve  masa üstü malzemelerle döşenmiş.  İki katlı , bahçeli bir yer. Fırın ve mutfak bölümlerini dolaştık.
 Ev yemekleri, döner, kebap pide ve lahmacun çeşitleri yapılıyor. Siparişimizi verdik.
 Gönül, kendini işe alıştırmaya çalışıyor. Bilmediği ama çok istediği bir iş. Gönül tam olarak mutlu değil. Kaygılı. İşe gözü kara olarak girmiş ama “acaba, yanlış mı yaptım” sorusunu da kendine sormuyor değil. İlerisi için ümitli.
 Babası yardımcı oluyor. Ustası var, bir taraftan da motorlu eleman görüşmeleri yapıyor. Paket servis işine girmek için. Yaz içinde birkaç günlük tatil de düşünüyor. Bodrum’a davet ettik. Hatta Gap’ı da düşünüyor. Kendisine “ Bu dükkan senin Gap’ın. Gapı daha sonra düşün.” Dedim. Gülüştük.

 Siparişlerimiz geldi. Tıkabasa yiyip, çayımızı içtik. Vakit te geç olmuştu. Vedalaştık. Üsküdar’a doğru yürüyerek , yediklerimizin hazmedilmesine karar verdik.
 İskele uzaktı, yokuş aşağı olduğu için inmeye başladık. Sağda solda alış veriş mağazaları, insan kalabalığı, yolun sağında ve solunda park etmiş arabalar. 40 dakikada Üsküdar’a indik.
 Üsküdar’dan, Beşiktaş dolmuş motorlarına binerek Beşiktaşa çıktık. İskele yanındaki otobüs terminalinde 15 dakika bekleyerek 40/B Beşiktaş- Sarıyer otobüsüne bindik. Vaktin geç olması nedeniyle trafik akışı normaldi. 20.15 de Yeniköy’e indik.

Eve gelerek, bu günün değerlendirmesini yaptım.
 Geçmiş yılların ve çalıştığım yılların 23 Nisan’larını düşündüm. Genel olarak hava yağışlı, soğuk, rüzgarlı geçerdi. Çoğu Bayramları, ya başka güne erteler veya okul içinde yapardık. Çocuklar üşür, veliler hırka , kazak, bir çeşit örtülerle çocukları soğuktan korurlardı. Kimse de bayramdan bir şey anlamazdı. O günün heyecanı ertelenen güne devredilirdi.
 Bu yıl hava çok güzel ve herkesin yüzünde mutluluk ifadesi vardı. Biz de mutluyduk
Şevval’in başarısı, birbirinden uzak noktalara giderek, küçük devri-alem yapmış olmamız mutluluğumuza yetiyordu. Yeniköy-Mecidiyeköy, Mecidiyeköy- Yeniköy, Yeniköy- Beykoz, Beykoz- Bağlarbaşı, Bağlarbaşı-Üsküdar, Üsküdar- Beşiktaş, Beşiktaş- Yeniköy. Şimdi diyorsunuz ki “Bukadar yol katedildi mi? “ Edildi. Sadece, (Yeniköy-Mecidiyeköy ve Mecidiyeköy- Yeniköy) güzergahı hariç , toplu taşıma araçlarıyla.
 Sizlerin de güzel geziler yapmanız dileğiyle, nice 23 Nisan’lar diliyorum.

NOT- Resimler, Ata Kolejinin gösterisinde ve GÖNÜL ÇELEN de çektiklerimdir. Şevval'in gösterisini  videoya aldığım için resim olarak bulunmuyor.