22 Ağustos 2009 Cumartesi

Sormuşlar 'evlilik nedir' diye.Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna 'evlenmek' denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik 'katlanmaktır' demiş.'

EVLİLİK nedir?

1- Bir adam gazeteye ilan vermiş: ''Eş arıyorum''.
Ertesi gün yüzlerce mektup almış. Hepsi aynı şeyi söylüyormuş.
''Benimkini alabilirsin.'' :))



2- Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz.
''Ya arabası yenidir ya da karısı!..''



3- Bir genç babasına sorar; ''Baba evlenmek kaça mal olur?''
Baba cevap verir: ''Bilmiyorum oğlum, ben hálá ödüyorum.''



4- Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer.
İstediğin yemeği sipariş edersin, sonra yanında! kinin istediği yemeği görüp
''Keşke onu i steseydim'' dersin.



5- Evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler,
ikinci yılında kadın konuşur adam dinler,
üçüncü yılında her ikisi de konuşur, komşular dinler.



6- Bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır:
''Seninle evlendiğimde tam bir aptalmışım.''
Adam cevap verir: ''Evet aşıktım, fark edemedim.''



7- Bir davette bir kadın arkadaşına sorar; ''Alyansını yanlış parmağına takmıyor musun?'' Diğer hanım cevap verir;

''Evet yanlış adamla evliyim de ondan.''

21 Ağustos 2009 Cuma

D U Y G U S A L

KADINLARI MUTLU ETMENİN YOLU )))))))))

01. Saçlarını okşa,
02. Yücelt,
03. Şımart,
04. Gözlerinin içine bak,
05. Geleceğe ait planlar yap,
06. Dil dök,
07. Yalvar,
08. Destek ol,
09. Yemeğe götür,
10. Alışverişe götür,
11. Tekneye bindir,
12. Güldür,
13. Zeka oyunları yap,
14. Müzik dinlet,
15. Teşvik et,
16. Teskin et,
17. Affet,
18. Hayran kal,
19. Banyosunu hazırla,
20. Güven ver,
21. Kapıyı tut,
22. Asansörde kat düğmesine bas,
23. Arabasının kapısını aç,
24. Isıt,
25. Sarıl,
26. Öp,
27. Ona hasta ol,
28. Kulağına fısılda,
29. Ayaklarına masaj yap,
30. Konsere götür,
31. Onu her yerde ve her zaman bekle,
32. Tanrıçan yap,
33. Onunla birlikte rejim yap,
34. Onunla birlikte spor yap,
35. O uyumadan uyuma,
36. O uyanmadan uyanma,....
...
1000. Ne istediğini önceden anla,
1001. Günde yedi kez özür dile,
1002. Sürekli onu dinle,
1003. Yorganı çekince ses etme,
1004. Yorganı titretme,
.....
..
6789. Spor araba al,
6790. Saat al,
6791. Yüzük al,
6792. Küpe al,
6793. Traş ol,
6794. Saç seklini değiştir,
6795. Kareli gömlek giy,
6796. Yemin et,
6797. Dayan,
6798. Katlan.

...




ERKEKLERİ MUTLU ETME SIRLARI

01. Karnını doyur.

02. Televizyonun kumandasını ver

03. Önünden çekil...

GÜNCEL

TÜM İNSANLIĞIN RAMAZAN-I ŞERİF LERİNİ KUTLAR, KAZASIZ, BELASIZ VE DOĞAL AFETLERDEN UZAK, SAĞLIKLI GEÇİRMESİNİ DİLERİM.

20 Ağustos 2009 Perşembe

EĞİTİM

İlahiyat Fakültesi Öğretim görevlilerinden Sayın Şemseddin Koçak'ın yaptığı teklif yazısına verdiğim cevabı aşağıda bilgilerinize sunuyorum.



EĞİTİM FAKÜLTELERİ, İLAHİYAT FAKÜLTELERİNE BAĞLANMALI MI?

Sayın Şemseddin Koçak; bu sütunlarda Eğitim Fakültelerinin, İlahiyat Fakültelerine bağlanmasını öneren bir yazı yazdı. .
Sayın Koçak’ı , yukarda başlığını verdiğim yazıyı yazma cesaretini gösterebildiği için kutluyorum. Bugüne kadar, herhangi biri çıkıp, “Eğitim Fakülteleri, İlahiyat Fakültelerine bağlansın” önerisi getirdiğini hatırlamıyorum. Bu teklif belki de bir “ilk” tir. Bu nedenle cesaretine hayranım.
Durup dururken, birdenbire bu öneri nereden aklına geldi? Neden gerek duydu? Nedenini işaret ettiği, pekte aralarında fazla bir fark olmayan başarı puanlamaları nedeniyle mi? Yoksa bir “tez” mi hazırlıyor? Veya “adam sende, elimde dökümanlar ,istatistikler, puanlamalar var. Bu teklifi ortaya atsam, ne olur? Hiçbir şey.” demiş olabilir mi acaba? Çünkü teklife galiba kendisi de inanmıyor. Yazı başlığının sonuna koyduğu (!) işaret bunu gösteriyor.
Yazıda ileri sürdüğü başarı puanları nedeniyle, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği başarı puanlarının her yıl ilk sıralarda oluşunu bir gerekçe olarak ele alıyor. İyi de, bu başarıyı getiren en büyük faktörün ne olduğunu söylemiyor. İlahiyat Fakültelerine giden öğrencilerin çoğu, belki de hepsi, İmam-Hatip okullarından geldiklerini söylemiyor. Bu Fakültelerin her bölümünde dini ağırlıklı ders okutulmaktadır. Nasıl ki, Öğretmen okullarından mezun olup, Enstitülerde üstün başarı gösteriyorlar idiyseler, İmam-Hatip Okullarından mezun olanların da İlahiyat Fakültelerinde başarı göstermeleri gayet doğal değil midir? Şunu da unutmamak lazım. İlahiyat Fakültelerine girenler bilinçli ve isteyerek girmektedir. Halbuki diğer fakültelere girenler istekleri doğrultusunda değil, aldıkları puanların uygun olduğu fakültelere girebiliyorlar. Tesadüfen girdiği bir okul ve bölümdeki başarı oranını da sizler düşünün.
Sayın Koçak’ın, 2002 tarihinden itibaren puanlamasını tuttuğu Fakültelerin başarı puanları nedeniyle, İlahiyat fakültesine katılmayı önerebilecek pek çok bölümler var. Bunun yanında, İlkokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği puanlarına çok yakın olan Felsefe grubu , Rehberlik ve psikolojik Danışmanlık, Muhasebe ve finansman, Türk Dili ve Edebiyatı, Bilgisayar Öğretim Teknolojisi, Coğrafya, İlk Öğretim Matematik, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler, Tarih, Türkçe bölümleri de yüksek başarı puanlarına sahip olduklarını unutmamak lazım. Bunların puanları da, İlkokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği puanlarına eş değer gibi.
Diyelim ki, Eğitim Fakülteleri, İlahiyat Fakültelerine katıldı .Bu demek değil midir, tüm eğitim kurumlarının öğretmenleri, din eğitimi yapan İlahiyat Fakültesi mezunları olacaktır. Bu laik bir Ülkede, bir Üniversite öğretim görevlisine ters gelmiyor mu? Bana ters geliyor. Kabullenilmesi mümkün değil. 85 yıldır uygulanan eğitim sistemimize, zaman zaman çomak sokanlar oldu. Zararlarını gördük. Eften püften nedenlerle kaldırılan Köy Enstitüleri, Öğretmen Okulları, daha sonra Öğretmen liseleri, 45 gün kurslarla öğretmen yapılan, çocuk psikolojisinden anlamayan, öğretmenlik formasyonu olmayan 70 bin kişi öğretmen olarak Milli Eğitim ordusuna iltihak ettirildi.Bugün hala kura ile öğretmen atanıyor. Sonuç ortada. Her çomakta geri gitmekteyiz. Eğitim demek, öğrencilerinin Sayın Koçak’a sitayiş dolu gönderilen mektupları değildir. Eğitim, hırsızlık yapanın kolunu kesmek, ahlaksızlık yapanı sallandırmak, yaramazlık yapanı cezalandırmak değildir. Eğitim bu insanları yola getirmek , topluma kazandırmak için uygulanan, insani kurallar silsilesidir. Bir pire için, bir yorgan yakmayalım. Her şeyin aksayan taraflarını islah edelim Yanlışları düzeltirken başka taraflara zarar vermeyelim. Sayın Koçak bir anısında, İlköğretim müfettişi iken, geneleve tahkikat için görevlendirilmenin ne kadar yanlış ve ters olduğunu anlatmıştı. Bu gibi aksaklıkların düzeltilmesi önümüzde dururken, ve bunu kimse görmezken, parlak bir maziye sahip, ve bu güne kadar milyonlarca faydalı insan yetiştiren öğretmenlerin yetiştiği okulu kapatmanın bir anlamı yok.
Tekrar ediyorum, Sayın Koçak’ı taktir ediyorum. Ama, bu önerilerini desteklemiyorum. Umarım öneri yetkililer tarafından da kaale alınmaz. Sayın Koçak’tan bu öneriyi, yine aynı sayfalardan geri çekmelerini bekliyorum.
Sağlıcakla kalın.