12 Mayıs 2014 Pazartesi

GÜZEL ÜLKEMİZ






ÖĞÜNMEYİ  HAK EDEN  KENTİMİZ

Burhan  Bursalıoğlu

Balıkesir Necati  Bey Öğretmen Okulu   ve Eğitim Enstitüsü mezunlarının her yıl yaptıkları 3 gece 4 günlük  mutat toplantıları bu yıl, 5 – 8   Mayıs arasında   Eskişehir'de yapıldı.
Geçen yıl  Balıkesir Gönen’de yapılan toplantıya da katılmıştım. Galiba Eskişehir adı , katılanları ikiye katladı.  Yaşları 70 in üzerinde, 155  delikanlı   katıldı.  Bu yazımda sizlere  Eskişehir’in gezilip,  gördüklerimizi  anlatmaya çalışacağım.
Yöneticiler, gezi programı düzenlemelerini  JAN LİMA  adlı turizm şirketine vermişler.
GENÇLİK MERKEZİ

5  MAYIS  2014  PAZARTESİ:

5 Mayıs öğle saatlerinde ANEMON adlı otelde  ağırlanmaya başlandık.  Yerleşme ve dinlenmeden sonra saat: 16 da tur otobüslerine binerek, bir zamanlar hal  binası olarak hizmet veren, sonradan harabeye dönen  binanın restorasyonundan sonra “HALLER GENÇLİK MERKEZİ” adı ile, içinde hediyelik eşya, tatlıcı dükkanları, kafeler, butik mağazaları, büfeler gibi iş yerlerinin  bulunduğu sevimli bir mekan durumuna getirilen  bu yere geldik.
Ortada kurulmuş masalara oturarak, Mazlumlar muhallebicisinin, Turizm şirketinin ikramı olarak, Eskişehir’in su muhallebisini yedik. Kısa alışverişten sonra, Odun pazarı olarak bilinen, şimdi ise birçok etkinliklerin yapıldığı bölgeye gittik.
                                                                                    

Safranbolu evlerine benzer evlerin aralarından yürüyerek, 1525 yılında yapılan, Kurşunlu Camii ve Külliyesinin içinde sergilenen lüle taşı sergisini gezdik.
Akla gelebilecek her şeyin lüle taşı ile yapılması, lüle taşının Eskişehir’ li lerce ne kadar  değerli olduğunu anladık. Bu taş sayesinde Eskişehir  büyük gelirler elde ediyor.

Aynı bölgede ATLIHAN EL SANATLARI ÇARŞISI na gittik. Lüle taşı ve cam  sanatının  icra edildiği atölye ve satış mağazalarını gezdikten sonra, saat 19 civarında otelimize döndük.
Saat 20 de  tanışma kokteyinden sonra,  açık büfe akşam yemeğini de yiyerek istirahata çekildik.

6  MAYIS  2014  SALI:

Salı sabahı kahvaltıdan sonra, saat 9 da tur otobüslerimize binerek , 70  km. mesafedeki Çifteler ilçesine hareklet ettik.

Yoldan, Çifteler Köy Enstitüsü ‘nden 1947  mezunu , emekli  öğretmen İlyas KÜÇÜKCAN ‘ı da alarak, Mahmudiye’de bulunan,  1954 de kapatılan  Çifteler Köy Enstitüsünün bulunduğu, şimdi ise, yapılan yeni binalarla, Yunus Emre Öğretmen Lisesi olarak  görev yapan mekana gittik.
Aynı okuldan mezun İlyas Bey’in Enstitü hakkında verdiği geniş bilgilendirmeden sonra, harap ve viran durumda olan , zamanın öğrencileri tarafından yapılan binaları gezdik. Yüreğimiz acıdı.

 Bir tarih olan o binalar, restore edilerek hizmete açılamaz mıydı?  Türkiye’nin birçok illeri dolaşılarak parça parça toplanan motor aksamlarından elde edilen elektrik, motor malzemeleri, Porsuk çayının bir kolunun üzerinde yapılan  köprü ve suyu verimli hale getirerek el  emeği, göz  nuru ile elde edilen  hububatın öğütülmesi için yapılan değirmen parçaları, sağa sola serpileceği yerde  değerlendirilemez miydi?

Ana Binanın  görüntüsü sağlam.  Ama  Eğitim için kullanılmıyor. Sınıflara ders araç ve gereçler dağınık olarak konmuş.  60-65 yıl önce kullanılan  ders araçları da bir sınıfta sergilenmiş şekilde muhafaza altına alınmış.   Yapılan vefalılık sadece bu.
Köy  Enstitüsü öğrencilerinin  yiyecek  ve  her türlü ihtiyaçları, 100 dekarı bulan tarlalardan ve bahçelerden , besledikleri  hayvanlardan elde ediliyormuş.  Un mamüllerini de yaptıkları fırınlarda  pişiriyorlarmış.

O zamanda,  bataklık durumunda olan 100 dekarlık araziyi, kurutarak orman ve tarla yapmışlar. Yol güzergahında ve  Mahmudiye’ den   Hamidiye’ye kadar uzanan bölgeyi ormanlık haline getirmişler.  Hayvancılık, arıcılık, demircilik, duvarcılık, marangozluk, ciltcilik gibi beceriler elde edilmiş. Sağlık elemanları, yazar, şair, ressam, müzisyen yetiştirilmiş.
Kısaca Çifteler Köy Enstitüsü dışarıya bağımlı kalmamış, aksine dışarıya satış yapmış.

SAKARİBAŞI

Ülkemizin 21 Köy Enstitüsü , her zaman söylediğim gibi, kapatılmamış olsa idi, Türkiye’nin çehresi daha değişik olur, tüm dev letlerin itibarını, saygınlığını kazanırdı. Güçlü ve aranır bir devlet  olurduk.
Bu ziyaretin sonunda, 15 dakikalık mesafedeki, Çifteler'deki  Sakarya nehrinin   doğduğu SAKARİBAŞI denen  mesire yerine gittik.

Burası aynı zamanda, çok partili döneme geçişte, demokrasinin mitinginin ilk yapıldığı yerdir.
Buraya vardığımızda öğle olmuştu.
Mercimek çorbası, salata meşrubat ve kiremitte alabalıktan  oluşan menü,  arkadan  semaverde çay, yorgunluğumuzu bir nebze azalttı.
İkinci  günün yüklü programı bitmemişti.  Yemek sonrası verilen yarım saat dinlenmeden sonra, arabalarımıza binerek, Yazılı kaya köyüne hareket ettik. Hafif yağmurla birlikte köye vardık.

Midas antik kentin girişinde bulunan, yüksekliği  17 m. Eni  16 m. olan  Yazılı kayanın önünde  hatıra  fotoğraflarıi  çekilerek,  İlyas  Beyin  yazılı kayanın tarihçesini   dinledik.  Programda   olan, bir saatlık yürüyüşte, Kırkgöz Oyma Kaya Manastırı, Frig ve Roma Kaya  mezarları, Kral yolu, Hitit Kabartmaları, Büyük ve küçük  sunaklar, bitirilmemiş Yazılı kaya ve  su  sarnıcı merdivenlerini görmeye gidemedik. Çünkü yağmur şiddetlenmişti. Köy girişindeki  kafeye  inerek çaylarımızı yudumladık.
Saat 16 gibi tur otobüslerimize binerek Seyitgazi ilçesine doğru  yola koyulduk. Güzergahımız üzerinde, panoramik olarak  bulunan  Doğanlı Kale ve Gerdek Kaya  Anıt Mezarı ile  Araztesiz Anıtlarını da görerek , yaklaşık 45 dakikada Seyitgazi ilçesine girdik.

Burada bulunan Seyit Battal Gazi Türbesi ile Külliyesine çıktık. İlyas Bey Battal  Gazi’nin geçmiş kahramanlıklarından bilgiler vererek ,Battal  Gazinin  8 metrelik mezarının yanında  bulunan küçük mezarın da Bizans  tekfurunun kızı Elonora olduğunu, ve  hikayesini anlattı.
SEYİT GAZİ İLÇESİ

Battal Gazi Bizans tekfuruna esir düşerek zindana atılıyor. Tekfurun kızı Elonora Battal’a aşık oluyor. Batyal’ı  zindandan kurtararak  birlikte kaçıyorlar. Gel  zaman, git zaman  Battal ölünce, kısaca,  Tekfur kızına çağrı yapıyor.  Elonora, babasının çağrısına. “Gelmiyorum.  Ben de öldüğümde Battal’ın yanına gömüleceğim”  diyor.  Battalın yanındaki mezar Elonora’nın mezarıymış.
Türbede birçok  insanın mezarları bulunuyor. Hepsinin de geçmişi tabelalarla  belirtilmiş.
SEYİT GAZİ TÜRBESİ

Battal Gazi’nin mezarının 8 metre  oluşu birçok insanın dikkatini çektiği gibi, Yunanlı  işgal komutanı merak ederek  , yanına Belediye Başkanını da alarak türbeye geliyor. Battal’ın mezarını görünce “ Bu ne saçmalık, 8 metre uzunluğunda insan olur mu?”  diye tepki gösteriyor. Belediye başkanı. “ Efendim, biz saygı duyduğumuz kahramanarımızın mezarlarını büyük yaparız “ diyor. Komutan “ Ölürsem benim mezarımı da büyük yapın” diyor. Belediye Başkanı hemen cevap  veriyor.  “ Tabi efendim. Sizin mezarınızı  İzmir’e kadar uzatırız.” Diyor.
Akşam olmak üzereydi  Otobüslerimize binerek otelimize doğru yola çıktık.  Böylece ikinci günün sonuna da gelmiş olduk.


ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ANLATIMINI  İKİNCİ  YAZIMDA YAPACAĞIM.