5 Haziran 2010 Cumartesi

FAYDALI BİLGİLER


 BAL ARISI BALI  NASIL  YAPAR?
Burhan Bursalıoğlu
Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler.

Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz.

Bu karışımın su oranının yüzde 17′ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar.

Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir.

Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar:
1) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için;
2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır.

İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.

1 Haziran 2010 Salı

GÜNCEL



BAŞBAKAN, ATATÜRK GİBİ "FİLİSTİN'E EL 


SÜRÜLEMEZ..." DEMENİ 


BEKLİYORUZ!
 
Bugün, 31 Mayıs 2010... Bugün İsrail, çirkin yüzüyle bir kere daha sırıtarak gerçekten TERÖRİST BİR DEVLET olduğunu tüm dünyaya göstermiş, silahsız ve savunmasız insanlara saldırmıştır... Dünya tarihinin en çirkin ve aşağılık olaylarından biri olan bu saldırda ölenlerin büyük çoğunluğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞIDIR. 600 yıllık bir imparatorluk mirasçısı, dünyadaki ilk bağımsızlık savaşının galibi TÜRKİYE bu tarihi aşağılamaya sessiz kalmamalıdır....

Ama gelinen noktada eğer Başbakan Tayyip Erdoğan ONE MİNUTE'un arkasındaysa, gerçekten biraz olsun MİLLİ HİSLERE sahipse ve gerçekten Türkiye'nin ve masum Filistin'in onurunu, namusunu korumak istiyorsa ATATÜRK'ÜN 1937 yılında, İngilizlerin Filistin'e saldıracaklarını açıklamaları üzerine dünya basınına yaptığı "FİLİSTİN'E EL SÜRÜLEMEZ" açıklamasına benzer bir açıklama yapması ve bunun arkasında durması gerekir....


BAKIN, ATATÜRK 1937 yılında MÜSLÜMAN FİLİSTİN'İ NASIL SAVUNMUŞTU.

İşte Atatürk'ün FİLİSTİN'E saldıracak ülkelere yönelik açık tehdidi:

"Arapların Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip bu sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür.Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa bir kaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik.Fakat bu ithamlara rağmen Peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bu gün kanımızı dökmeye hazırız.

Cedlerimizin, Selahaddin`in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bu gün, Allah`ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden şüphemiz yoktur.”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Arapça yayın : “Bombay Cronicle 27.07.1937 münteşir”
Türkçe yayın: Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi

Evet Sayın Başbakan, uluslararası hukukta savunmasız ve silahsız insanlara yönelik saldırı SAVAŞ NEDENİDİR.... Biz sizden İSARİL'LE SAVAŞ ÇIKARIN isteğinde bulunmuyoruz; ama TÜRK TARİHİNİN en ciddi iki aşağılamasından biri olan (diğeri ÇUVAL OLAYI) bu saldırıyı, ATATÜRK'ÜN KURDUĞU ÜLKENİN BAŞBAKANI OLDUĞUNUZU TÜM DÜNYAYA GÖSTERECEK BİÇİMDE KINAMANIZI VE BU KONUDA GEREKEN EN SERT YAPTIRIMLARA BAŞVURMANIZI BEKLİYORUZ....
AKSİ HALDE ÇUVAL OLAYI'NDAN SONRA BU SALDIRIYA DA SESSİZ KALIRSANIZ VE GÜNÜ KURTARMAYA YÖNELİK, İÇ POLİTİKAYA YÖNELİK AÇIKLAMALARLA YETİNİRSERNİZ, İNANIN TARİH SİZİ ASLA AFFETMEYECEKTİR.....

Not: Bu arada 31 Mayıs 2010 tarihinde İskenderun'daki Türk Birliği'ne yapılan HAİN SALDIRIYI da lanetliyor, şehitlerimize ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUM...

Sinan MEYDAN-31 Mayıs 2010.
www.
sinanmeydancom.tr.gg

Atatürk'ün,Vakit Gazetesi'nde yayınlanan "FİLİSTİN'E EL SÜRÜLEMEZ" demeci.
Atatürk'ün, "FİLİSİTN'E EL SÜRÜLEMEZ" açıklamasının arşiv belgesi.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

ŞİİR BAHÇESİ





HAMDOLSUN…

  

Biri baksın  falımıza, 
Tuz kattılar  balımıza,
Ağlanacak  halimize, 
Gülüyoruz  hamdolsun...

Süleymaniye'de  serçe, 
Davos'ta  aslandan  pençe,
Gül değil,  dikenli bahçe, 
Suluyoruz  hamdolsun...

Diplomasi,  ince ince, 
Dokunulur mu  hiç  gence?
"One  minute"lik İngilizce, 
Biliyoruz  hamdolsun...

Hani teğet  geçecekti? 
Kriz gelip  geçecekti?
Başlamadan  bitecekti? 
Ölüyoruz  hamdolsun...

Millette  geçim korkusu, 
Onlarda seçim  kaygısı,
Şehirde kömür  kokusu, 
Soluyoruz  hamdolsun...

Nerde düzen,  nerde birlik? 
Hani birdik,  bütündük?
Bir alt  kimlik, bir üst  kimlik,
Bölüyoruz  hamdolsun...

Rantın peşine  düşenler, 
Deniz Feneri  SEVENler,
" Ya sev, ya  terk et " diyenler! 
Kalıyoruz  hamdolsun...

Üç, beş kuruş  memuruma, 
Hem emekli  hem  duluma,
Gemi yakışır  mahdumuma, 
Alıyoruz  hamdolsun....

"Al git!"  dedi anamızı, 
Okutacak  salâmızı,
Aradıkça  belamızı, 
Buluyoruz  hamdolsun...

Nerede iş,  nerede aş, 
Gözler çıktı  yaparken  kaş,
Ömrümüzden  yavaş yavaş, 
Çalıyoruz  hamdolsun...

Bir Recep  İvedik filmi, 
İzledik,  güncel ve  ilmi,
Uyuma vakti  geldi MI, 
Dalıy oruz  hamdolsun...

Şehit:  "Kelle", Apo: "Sayın",   
Yüreklerde  gizli  mayın,
Kimler yiğit  kimler hain? 
Biliyoruz  hamdolsun...

Avrupa'nın  havuçları, 
Kapalıdır  kapıları,
Tuz dökülmüş  avuçları, 
Yalıyoruz  hamdolsun...

Dünyalıktır,  zikirleri 
Anlaşılmaz  zehirleri,
Akılları,  fikirleri, 
Çeliyoruz  hamdolsun...

Mektup, zarfa  ilişmiyor, 
Demokrasi  gelişmiyor,
Cafer'e bez  yetişmiyor, 
Siliyoruz  hamdolsun...

Hayal gibi,  gerçek gibi, 
Aciz miyiz,  böcek  gibi?
Susuz kalmış  çiçek gibi, 
Soluyoruz  hamdolsun...

Bu  teranelerden bıktık, 
Bilmem nerde  hata  yaptık?
Sinir küpü  olduk artık, 
Doluyoruz  hamdolsun...

Kader örmüş  ağlarını, 
Özledik dost  bağlarını,
ERGENEKON   dağlarını, 
Deliyoruz  hamdolsun...

Onlar efendi,  biz hamal, 
Artık zamanı:  Bir rol  al!
Hepimiz  Mustafa Kemal, 
Geliyoruz  hamdolsun...
--------------------